İçeriğe geç
Menü
Ana SayfaEtiketlerKategorilerKaynaklarKullanıcılarLügatçe
Araçlar
Editöryal KlavyeOkunuş Sistemi
Kategoriler
Özlenen Hayat AnlayışıMütebahhir Dua KitabıGenel
Doç. Dr. Veysel KASAR Mümine Ölüm Sevimlidir

Mümine Ölüm Sevimlidir

Her gün binlerce insan “el-Mevtü hakkun (ölüm haktır).” hükmüne imza basıyor. Fakat biz “Her nefis ölümü tadıcıdır.” fermanı kapımızda okunmadan ölümü görmek istemiyoruz. İnsan musibette ve elemde hep başkalarını düşünmeye meyillidir. Sanki ölümle aramızda kaleler var da semtimize hiç uğrayamayacakmış gibi hareket etmeye alışmışız. Bütün bunların gerçek olmadığını görmek için bir anlık kaza ya da bir bahane yetip artıyor bile.

Peygamberimiz (s.a.v.) “Ölmeden evvel ölünüz.” demekle nefsimizi hesaba çekmeye çağırmıştır. Ehl-i hakikat insanlar için ömrü bulunduğu bir an, hatta lahza olarak görmüş ve hayatın pek kısa bir müddet olduğuna işaret etmişler. Fakat insan menfaatine düşkün ve nefisperesttir. Et ve kemik yığını olan vücudunu demirden polat zanneder ve öylesine âşıkâne bir sevgiyle fani hayata sarılır, ta ki ölümün soğuk nefesini ensesinde hissedene kadar.

Ne hayattan ne de vücuttan elimizde bir şey kalmayacak ve bunlara da gerçekten sahip değiliz. Bu hakikati şu cümlelerden çok açık şekilde anlamak mümkün: “Ey insan! Sen kendine malik (sahip) değilsin. Sen kudreti nihayetsiz bir Kadîr (her şeye gücü yeten), rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zü’l-Celâl’in (rahmeti her şeyi kuşatan sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan zatın) memluküsün (kulusun). Öyle ise sen kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme. Çünkü hayatı veren odur, idare eden de odur.

– Hem dünya sahipsiz değil ki. Sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek ehvalini (korkularını) düşünüp merak etme. Çünkü onun sahibi Hakîm’dir, Alîm’dir.

– Sen de misafirsin; fuzuli olarak karışma, karıştırma. Hem insanlar, hayvanlar gibi mevcudat başıboş değiller; belki vazifedâr memurdurlar, bir Hakîm-i Rahîm’in (sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve her şeyi hikmetle yapan Allah’ın) nazarındadırlar (gözetimi altındadırlar).

– Onların âlâm (elemler) ve meşakkatlerini düşünüp ruhuna elem çektirme ve onların Hâlık-ı Rahîm’inin rahmetinden daha ileri şefkatini sürme.

– Hem sana düşmanlık vaziyetini alan mikroptan ta taun (salgın hastalık) ve tufan ve kaht (kıtlık) ve zelzeleye kadar bütün eşyanın dizginleri o Rahîm-i Hakîm’in elindedirler. O Hakîm’dir, abes iş yapmaz; Rahîm’dir, rahimiyeti (merhamet ediciliği) çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var.”Bediüzzaman Said Nursi, Sözler (Erişim 6 Eylül 2024, http://erisale.com), Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf, İkinci Mebhas, 866.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Mümine Ölüm Sevimlidir
Mümine Ölüm Sevimlidir
(last modified 10 gün önce)
by
Mümine Ölüm Sevimlidir Her gün binlerce insan “el-Mevtü hakkun (ölüm haktır).” hükmüne imza basıyor. Fakat biz “Her nefis ölümü tadıcıdır.” fermanı kapımızda okunmadan ölümü görmek istemiyoruz. İnsan musibette ve elemde hep başkalarını düşünmeye meyillidir. Sanki ölümle aramızda kaleler var da semtimize hiç uğrayamayacakmış gibi hareket etmeye alışmışız. Bütün bunların gerçek olmadığını görmek için bir anlık kaza ya da bir bahane yetip artıyor bile. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ölmeden evvel ölünüz.” demekle nefsimizi hesaba çekmeye çağırmıştır. Ehl-i hakikat insanlar için ömrü bulunduğu bir an, hatta lahza olarak görmüş ve hayatın pek kısa bir müddet olduğuna işaret etmişler. Fakat insan menfaatine düşkün ve nefisperesttir. Et ve kemik yığını olan vücudunu demirden polat zanneder ve öylesine âşıkâne bir sevgiyle fani hayata sarılır, ta ki ölümün soğuk nefesini ensesinde hissedene kadar. Ne hayattan ne de vücuttan elimizde bir şey kalmayacak ve bunlara da gerçekten sahip değiliz. Bu hakikati şu cümlelerden çok açık şekilde anlamak mümkün: “Ey insan! Sen kendine malik (sahip) değilsin. Sen kudreti nihayetsiz bir Kadîr (her şeye gücü yeten), rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zü’l-Celâl’in (rahmeti her şeyi kuşatan sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan zatın) memluküsün (kulusun). Öyle ise sen kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme. Çünkü hayatı veren odur, idare eden de odur. – Hem dünya sahipsiz değil ki. Sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek ehvalini (korkularını) düşünüp merak etme. Çünkü onun sahibi Hakîm’dir, Alîm’dir. – Sen de misafirsin; fuzuli olarak karışma, karıştırma. Hem insanlar, hayvanlar gibi mevcudat başıboş değiller; belki vazifedâr memurdurlar, bir Hakîm-i Rahîm’in (sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve her şeyi hikmetle yapan Allah’ın) nazarındadırlar (gözetimi altındadırlar). – Onların âlâm (elemler) ve meşakkatlerini düşünüp ruhuna elem çektirme ve onların Hâlık-ı Rahîm’inin rahmetinden daha ileri şefkatini sürme. – Hem sana düşmanlık vaziyetini alan mikroptan ta taun (salgın hastalık) ve tufan ve kaht (kıtlık) ve zelzeleye kadar bütün eşyanın dizginleri o Rahîm-i Hakîm’in elindedirler. O Hakîm’dir, abes iş yapmaz; Rahîm’dir, rahimiyeti (merhamet ediciliği) çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var.”Bediüzzaman Said Nursi, Sözler (Erişim 6 Eylül 2024, http://erisale.com), Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf, İkinci Mebhas, 866. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Yorum Yap