Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
Hz. Peygamber (s.a.v.) risalet ve nübüvvetiyle Allah’ın muhatabı ve insanlara Allah’ı anlatan en mühim elçidir. Kâinat onunla bir mana kazandı. Vahşet ve umum rezalet onun getirdiği hidayet nuruyla ilme, irfana, muhabbet ve hakiki insaniyete döndü. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) beşerî şahsiyetine bakan insanlar ilâhî vazife itibarıyla kazandığı ulvi şahsiyetini de dikkate almazsa büyük bir hürmetsizlik hatasına yuvarlanabilir.
O; beşerî şahsiyetiyle diğer insanlar gibi yer, içer, sevinir, üzülür ve hatta ağlardı. Fakat ilâhî vazifesi itibarıyla de dağları eriten bir irade ve azme, düşmanlarını telaşa sevk eden bir şecaate ve beşerî imkânları son haddine kadar zorlayan bir yüksek kemalâta sahipti. Şefkati, azmi, iradesi, izzeti, vakarı, güzel ahlakı, dirayet, merhamet ve daha birçok faziletleri sebebiyledir ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) Kur’ân’dan sonra en büyük mucizesi kendi zatıdır. Yani onda toplanmış yüksek ahlakıdır. Her bir haslet onda en yüksek mertebede tecelli etmiştir.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ayaklarını kanlar içinde bırakan Tâif halkına “Allah belanızı versin.” yerine “Belki gelecekte onların neslinden beni anlayan biri çıkar.” demesi şefkat ve merhametini, bir savaşın en şiddetli anında Hz. Alî (r.a.) gibi cengâver sahabilerin onun çevresine toplanmaları da yüksek cesaretini gösteriyor.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 6 saat önce |
| Mütebahhir | 2 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |