Dua Edeni Bilenin Olması Ne Güzel!
Günümüzde hayat çok kompleks bir hal almıştır. İnsanlar daha fazla refah peşinde koşarken maddi-manevi birtakım değerlerini unutuyor veya feda ediyor. İstemese de hırsla gücünün üstünde çalışmak mecburiyetinde kalıyor. Bu stresli hayat karşısında Müslümanın manevi sigortası önce iman, sonra da duadır.
Zaman değişmiş, asır başkalaşmış ve hayat çok kompleks bir yapı kazanmıştır. Eskiden ihtiyaçlar azdı. Hayatı sürdürmek için bir elin parmakları kadar şeyle idare edilirdi. Şimdi ihtiyaçlar birden bine çıkarılmış. Bunların çoğu da bir insan için ne fıtridir ve ne de zaruridir! Olmayan ihtiyaçlar için ha bire didinip duruyoruz. Görenek belası insanları modanın esiri yapıyor.
Modern hayat ve daha müreffeh yaşama şartları derken insanlar istemese de hırsla imkânları ve gücünün üstünde çalışmaya mecbur kalmıştır. Bütün bunlar insanın ruhi bünyesinde birçok yaralar açmaktadır. Hayatı muhafaza etmek derdi bir yandan strese iterken öbür taraftan da insanları manevi ahlak erozyonuyla karşı karşıya getirmiştir. Özellikle böyle zamanlarda duanın tesiri büyüktür.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Dua Bir İbadettir
Dua bir kulluktur. İnsan duasıyla Allah’a yaklaşır ve bu ibadetiyle yücelir ve kemal kazanır. Duanın belirli şartları vardır. Şartlarını taşıyan bir duanın genellikle kabul edilmesi ümit edilir.
Cenâb-ı Hak bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 14 Temmuz 2024), el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmuş ve duayı emretmiştir. Duasız bir kulluk düşünülemez. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) Allah’tan bir şey istemeyen kimseye Allah’ın öfkeleneceğini bildirmiştir.Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre b. Mûsâ b. ed-Dahhâk et-Tirmizî Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Deavât, 3 (No. 3669). “Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3667). Şu hadisin izahı sayılabilecek birçok hadise yaşanmıştır. Çünkü dua Allah’a kul olmanın büyük bir sırrını taşımaktır. Hatta dua ubudiyetin ruhu hükmündedir.Nursi, Mektûbât, Yirmi Dördüncü Mektup, Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, 422.
Ruhsuz, öz cevheri olmayan, hayat suyu çıkarılmış ve damarlara kan gönderen kalbi çalışmayan bir insan düşünmemiz imkânsızdır. İşte dua insanın manevi yönü için böyledir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Kuvvetli ve Sağlam İmana Nasıl Ulaşılır?
İnsan aklı, kalbi ve hissiyle devamlı değişen bir varlıktır. Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde “Ey halleri değiştiren! Bizi en güzel hale çevir.” duası yer alır. Cevşen’de de “Ey kalpleri değiştiren, ey kalpleri nurlandıran, ey kalpleri süsleyen!” şeklinde niyazlara rastlamaktayız. Bunlar insan kalbinin süratle değişmekte olduğunu göstermektedir. Zaten kalbin manası değişmek demektir.
İmanın mahalli ise kalptir. Kalp değişken olunca insanın iman konusunda nerede olduğu içinde bulunduğu şartlara bağlıdır. Nefis, heva, şeytan ve vehimler devamlı imanı yaralayan oklar savurmaktadır. Bunların hücumuna karşıdır ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illallâh’ demekle tazeleyiniz.” buyurmuştur.Zeynüddîn Muhammed Abdürraûf b. Tâcül-Ârifîn İbn Ali b. Zeynülâbidîn el-Haddâdî el-Münâvî el-Kâhirî Abdürraûf el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr (Mısır: el-Mektebetü’t-Ticâriyyetü’l-Kübrâ, 1356/1936-1937), 3/345 (No. 3581).
Bu hadisin izahını yapan Said Nursi Mektûbât adlı eserinde şöyle diyor: “İnsanın hem şahsı hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri (yenilendikleri) için her zaman tecdîd-i îmâna (iman yenilemeye) muhtaçtır. Zira insanın her bir ferdinin manen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âhar (başka biri) sayılır.”Nursi, Mektûbât, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dördüncü Mesele, 465.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İmanı Artırmaya İhtiyaç
İnsanın dünyaya gönderilme sebebi Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanımanın ve onunla rabıta kurmanın en açık alameti de imandır. İman insana kıymet verir ve onu cennete layık bir kıymete yükseltir. İnsanın yaratılışındaki harika sanat eserleri de ancak imanla seyredilir. Bu sebepledir ki imansız insan manevi ve ruhani mefhumlara hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermez.
Dünya hayatı insanı ebedî âlemdeki huzura ve saadet ülkesine hazırlamak için bir basamaktır. Dünya nimetlerini iman penceresinden bakarak değerlendiren insanlar ebedî saadete erecektir. Hadîs-i şerîfte “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyrulmuş ve dünya tarlasına amel tohumlarını saçanların ahirette saadet güllerini derleyecekleri bildirilmiştir.
Şüphesiz ki ebedî saadet nimetini kazanmak için iman olması ve ömrün son nefesine kadar da bu imanın ayakta kalması gerekir. Bu hedef için imana yönelik ve onun varlığına zarar veren tehlikelerden devamlı uzak olmak lazımdır. Çünkü iman güzel amelle beslenir ve farzları yaparak insan kalbinde sağlamlık kazanır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Mütebahhir | 5 gün önce |
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 110 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |