İnsan Ruhu ve Dua
Dünyada yerimiz yoktu, ana rahmine gelmemiştik, meçhuller âlemindeydik. Sonra kaderin programı yürürlüğe konuldu. Sudan, topraktan, bitkilerden, gıdalar içinden mukadderât üzere bir midede yoğrulup bir bünyede vazifelendirildik. Sonra da ana rahmine intikal ettik; doğduk, ağladık, büyürken ağladık, yürürken düşüp yine ağladık. Çevremizdekileri senelerce kendi emir kulumuz gibi gördük. Gözümüzden dökülen iki damla yaş çevremizin merhamet ve şefkat damarlarını harekete geçirmeye yetti. Çünkü çocuktuk, zavallıydık ve işin en mühimi de acizdik. Aczimiz anne ve baba, abla ve abilerimizin gücünü yendi, onları hizmetimize râm eyledi; yavaş yavaş güç-kuvvet sahibi olunca da onlar bizden uzaklaştılar. İnsanın hikayesini anlatıyoruz. Yaratılışın sırlı perdeleri arasından insan olma yolundaki küçük birkaç noktayı tasvir ettik.
Henüz daha ana rahmindeyken annemiz bizim için kim bilir ne dualar etti? Onlar (ana-babamız) sağlık ve sıhhat üzere bir evlat vermesi için her namazın ardından Allah’a yalvardılar. Biz dualar arasında dünyaya geldik. Çevremizdeki büyüklerin anne ve babaya “Hayırlı olsun.” temennileri ve “Allah analı-babalı büyütsün.” dualarıyla insanlığın şerefini tattık. Evet, belki de biz minicik bir bebek iken bu duaların farkında değildik. Ama çevremizdeki insanların bizi görünce en çok kullandıkları cümlelerden birisi “Mâşâallâh!” veya “Bârekallâh!” olmuştur. Sözün kısası insan dünyaya dualar arasında geliyor ve dualar arasında yetişip büyüyor. Dua hayatımızın bir parçası…
İnsan “insan olduğunu” birçok sebeplerle fark edebilir. Fakat bunların arasında en gerçekçisi belki de dua eden kişinin hâlet-i rûhiyesidir. Muhtelif zamanlarda yerli ve yabancı, inanan veya inanmayan ilim adamlarının görüşleri basın organlarına şöyle yansımıştır: “Dua eden ve hayatında duaya inananlar daha mutlu ve huzurludur.” Çünkü duada insan “insan olarak acziyetini anlayıp kendini yaratan bir kudrete sığınma ihtiyacını” hisseder. Çünkü dua kulun Allah ile beraber olduğunun ifadesidir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Duanın Önemiyle İlgili Hadisler
“Allah katında duadan daha kıymetli hiçbir şey yoktur.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3665).
“Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 2 (No. 3667).
“Dua ibadetin ta kendisidir.”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Fezâilü’l-Kur’ân, 356 (No. 1479).
“Dua müminin silahı, dinin direği ve göklerin ve yerin nurudur.”Ebû Abdullâh Muhammed b. Abdullâh b. Hamdeveyh b. Nuaym ed-Dabî et-Tahmânî en-Nîsâbûrî Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn (Suriye: Dârü’l-Minhâci’l-Kavîm li’n-Neşr ve’t-Tevzî’, 1439/2018), 3/12 (No. 1828).
“Dua rahmetin anahtarıdır.”Celâlüddîn Abdurrahmân b. Ebû Bekr b. Muhammed b. Sâbikuddîn el-Hudayrî es-Süyûtî Celâleddîn es-Süyûtî, el-Camiu’s-Sagîr ve Ziyâdetüh (b.y.: y.y.), No. 6749.
Hazfedilmiş: 6749 – الدُّعاءُ مِفْتاحُ الرَّحْمَةِ وَالوُضُوءُ مِفْتاحُ الصَّلاةِ والصَّلاةُ مفتاح الجنة
(فر) عن ابن عباس.
“En faziletli ibadet duadır.”Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn, 3/9 (No. 1821).
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Mütebahhir | 5 gün önce |
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 110 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |