Doç. Dr. Veysel KASAR

Doç. Dr. Veysel KASAR

Yönetici
Son Görülme: 109 gün önce
Kayıt Tarihi: 2 yıl önce
İnternet Sitesi
Doç. Dr. Veysel KASAR Baskı Fıtrata Ters

Baskı Fıtrata Ters

İnsana kıymet veren karakteridir. Tavır, ahlak ve insani münasebetler de bunun neticesidir. Konuşmalar büyük nispette karakterin rengini ele verir. Bir hitap kelimesi bile karşımızdaki şahsiyet hakkında yeterli fikir sahibi olmamıza yeter.

İki insan arasındaki meslek, düşünce, inanç ve kültür farkı insani vasıfları göz ardı ettiremez. Allah’ın yer yüzünde kabiliyet, sıfatlar ve taşıdığı arzular itibarıyla ahsen-i takvîm üzere yarattığı insan her şeyden önce bu sıfatıyla muhatap kabul edilmelidir. Aksi halde yanlışların ardı arkası gelmez.

Fertlere ismiyle hitap etmek en güzel şeylerden birisidir. “Lan ve ulan” gibi argo ya da arızi sebeplere bina edilen hitap şekilleri küçültücüdür. İlmi ve maddi seviyesi ne olursa olsun her insanda bir haysiyet, şeref ve vakar olduğunu unutmamak gerekir. Amir-memur ve ast-üst münasebetlerinde hitaplar belirgin şekilde kendini gösterir. Hatta bir işi bitirme konusunda başlangıçtaki hitap ve üslûbun hatırı sayılır bir yeri vardır. Bu meselede en güzel numune İslâmiyet’in doğuş zamanlarıdır.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Baskı Fıtrata Ters
Baskı Fıtrata Ters
(last modified 1 yıl önce)
Baskı Fıtrata Ters İnsana kıymet veren karakteridir. Tavır, ahlak ve insani münasebetler de bunun neticesidir. Konuşmalar büyük nispette karakterin rengini ele verir. Bir hitap kelimesi bile karşımızdaki şahsiyet hakkında yeterli fikir sahibi olmamıza yeter. İki insan arasındaki meslek, düşünce, inanç ve kültür farkı insani vasıfları göz ardı ettiremez. Allah’ın yer yüzünde kabiliyet, sıfatlar ve taşıdığı arzular itibarıyla ahsen-i takvîm üzere yarattığı insan her şeyden önce bu sıfatıyla muhatap kabul edilmelidir. Aksi halde yanlışların ardı arkası gelmez. Fertlere ismiyle hitap etmek en güzel şeylerden birisidir. “Lan ve ulan” gibi argo ya da arızi sebeplere bina edilen hitap şekilleri küçültücüdür. İlmi ve maddi seviyesi ne olursa olsun her insanda bir haysiyet, şeref ve vakar olduğunu unutmamak gerekir. Amir-memur ve ast-üst münasebetlerinde hitaplar belirgin şekilde kendini gösterir. Hatta bir işi bitirme konusunda başlangıçtaki hitap ve üslûbun hatırı sayılır bir yeri vardır. Bu meselede en güzel numune İslâmiyet’in doğuş zamanlarıdır. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Basiretin Sânii Fark Etmesi

Basiretin Sânii Fark Etmesi

Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız.

Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz.

Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Basiretin Sânii Fark Etmesi
Basiretin Sânii Fark Etmesi
(last modified 1 yıl önce)
Basiretin Sânii Fark Etmesi Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız. Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz. Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Bahar Dirilişi

Bahar Dirilişi

Bahar mevsiminin gözler kamaştıran güzelliklerini herkes seyrediyor ve yaşıyor. Baharla birlikte his dünyamızda başka manalar da uçuşmaya başlar. Çünkü bahar yeni bir dünya ve yeni bir hayat demektir. Ömür boyunca devamlı tazelenmekte olan insan diriliş ve yenilenme gerçeklerini baharda daha açık şekilde temaşa eder.

Allah’ın rahmet eserlerini diriliş gerçeği yönünde seyrettiğimiz zaman bahardan çok daha fazla faydalanma imkânı buluruz. Bahar bir kitap değil, binlerce kitap yüklü bir kütüphanedir. Göz, kulak, el, kalp, akıl, his ve latife; hasılı kelam insandaki her şey, her aza bunu okuyabilir. Esasında okumakla baharı yaşamış oluruz. Aksi halde behimi arzularını tatmin için yaşayanları aşamamak tehlikesi vardır. Kurumuş gibi görünen ağaçlar baharda rengarenk gelinliklere bürünür ve adeta ilâhî bir merasime iştirak ederler. Renk ve desen dolu elbiseleriyle gözlerimiz kamaşır. Kara kuru topraktan bunca renk ve desenlerin muntazam şekilde inşa edilişi karşısında ilâhî kudreti düşünmemek imkânsızdır.

Baharın bize fısıldamakta olduğu ilâhî mesaj ikinci diriliştir. “Cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüsmisal (ipekli elbise gibi) libaslarla (elbiselerle) giydirip çiçek ve meyvelerin murassaatıyla (değerli mücevherlerle süslenmiş şeyleriyle) süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla çeşit çeşit en tatlı, en musanna (sanatlı) meyveleri bize takdim etmek”Nursi, Sözler, Onuncu Söz, İkinci Hakikat, 102. ilâhî kudretin hem rahmet hem rızık hem de ihya (öldükten sonra dirilme) hakikatlerini bize göstermesidir. Burada göz kadar kulak da, kalp kadar akıl da tatmin olmakta ve gördüğü manzara karşısında hayran kalmaktadır.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Bahar Dirilişi
Bahar Dirilişi
(last modified 1 yıl önce)
Bahar Dirilişi Bahar mevsiminin gözler kamaştıran güzelliklerini herkes seyrediyor ve yaşıyor. Baharla birlikte his dünyamızda başka manalar da uçuşmaya başlar. Çünkü bahar yeni bir dünya ve yeni bir hayat demektir. Ömür boyunca devamlı tazelenmekte olan insan diriliş ve yenilenme gerçeklerini baharda daha açık şekilde temaşa eder. Allah’ın rahmet eserlerini diriliş gerçeği yönünde seyrettiğimiz zaman bahardan çok daha fazla faydalanma imkânı buluruz. Bahar bir kitap değil, binlerce kitap yüklü bir kütüphanedir. Göz, kulak, el, kalp, akıl, his ve latife; hasılı kelam insandaki her şey, her aza bunu okuyabilir. Esasında okumakla baharı yaşamış oluruz. Aksi halde behimi arzularını tatmin için yaşayanları aşamamak tehlikesi vardır. Kurumuş gibi görünen ağaçlar baharda rengarenk gelinliklere bürünür ve adeta ilâhî bir merasime iştirak ederler. Renk ve desen dolu elbiseleriyle gözlerimiz kamaşır. Kara kuru topraktan bunca renk ve desenlerin muntazam şekilde inşa edilişi karşısında ilâhî kudreti düşünmemek imkânsızdır. Baharın bize fısıldamakta olduğu ilâhî mesaj ikinci diriliştir. “Cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüsmisal (ipekli elbise gibi) libaslarla (elbiselerle) giydirip çiçek ve meyvelerin murassaatıyla (değerli mücevherlerle süslenmiş şeyleriyle) süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla çeşit çeşit en tatlı, en musanna (sanatlı) meyveleri bize takdim etmek”Nursi, Sözler, Onuncu Söz, İkinci Hakikat, 102. ilâhî kudretin hem rahmet hem rızık hem de ihya (öldükten sonra dirilme) hakikatlerini bize göstermesidir. Burada göz kadar kulak da, kalp kadar akıl da tatmin olmakta ve gördüğü manzara karşısında hayran kalmaktadır. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Allah Korkusu Nasıl Olmalı?

Allah Korkusu Nasıl Olmalı?

Kur’ân-ı Kerîm’de müminler şöyle anlatılır: “Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 5 Eylül 2024), el-Enfâl 8/2. اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ

Bu ayetten anlaşıldığı gibi iman nurunun artmasıyla Allah korkusunun kalpte yerleşmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Allah’ın ayetleri okundukça imanın artmasını merhum Elmalılı Hamdi Yazır da şöyle ele alır: “İlim ve amel cihetinden gelen deliller arttıkça tahkiki iman inkişaf eder, yakin ve iman ziyadeleşir.”Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili (İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023), 224-225.

Güçlü bir iman ilimle elde edilir. Bu ilmin insanı imana götüren bir ilim olması gerekir. İmanın kuvvetine göre her an Hakkın huzurunda imişçesine duydukları haşyet ve ürperti sahipleri farklıdır. Bir ayette buna “Allah’tan ancak kulları içinden alim olanlar korkarlar.”Fâtır 35/28. اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا diyerek dikkat çekilmektedir. Bu hürmet ve haşyet her müminde imanın derecesine göre tecelli eder.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Allah Korkusu Nasıl Olmalı?
Allah Korkusu Nasıl Olmalı?
(last modified 1 yıl önce)
Allah Korkusu Nasıl Olmalı? Kur’ân-ı Kerîm’de müminler şöyle anlatılır: “Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 5 Eylül 2024), el-Enfâl 8/2. اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ Bu ayetten anlaşıldığı gibi iman nurunun artmasıyla Allah korkusunun kalpte yerleşmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Allah’ın ayetleri okundukça imanın artmasını merhum Elmalılı Hamdi Yazır da şöyle ele alır: “İlim ve amel cihetinden gelen deliller arttıkça tahkiki iman inkişaf eder, yakin ve iman ziyadeleşir.”Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili (İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023), 224-225. Güçlü bir iman ilimle elde edilir. Bu ilmin insanı imana götüren bir ilim olması gerekir. İmanın kuvvetine göre her an Hakkın huzurunda imişçesine duydukları haşyet ve ürperti sahipleri farklıdır. Bir ayette buna “Allah’tan ancak kulları içinden alim olanlar korkarlar.”Fâtır 35/28. اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا diyerek dikkat çekilmektedir. Bu hürmet ve haşyet her müminde imanın derecesine göre tecelli eder. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR TEFEKKÜR BÖLÜMÜ
TEFEKKÜR BÖLÜMÜ
TEFEKKÜR BÖLÜMÜ
(last modified 1 yıl önce)
TEFEKKÜR BÖLÜMÜ
Doç. Dr. Veysel KASAR Ramazan Fırsatı

Ramazan Fırsatı

Biz müminleri için Ramazan ayı uhrevi hayat yolunda kurulmuş bir ticaret panayırıdır. Bu mühim ticaret mevsiminde herkes gönlünü, aklını ve hissiyâtını uyanık tutmalı ki fırsatları değerlendirebilsin. Ramazan ile birlikte öyle manevi bir ticaret mevsimi için giriyoruz ki bu ticaretten kazançsız çıkma ihtimali binde bir. Böyle bir vasatta kazanmaya çalışmamak her halde insan için büyük bir kayıptır.

Ramazan’a ulviyet kazandıran birçok hadiseler var. Bu ayda Kur’ân’ın inmesiyle Kur’ân ayı olmuş ve ilâhî rahmetin tövbekârlara kapısını sonuna kadar açmasıyla bu ay “Rahmet Ayı” ünvanı kazanmış ve bu ayda Allah’ın rahmeti gazabını aşarak müminlerin lehine tecelli etmiştir. Bu ayda hayırlara kat kat sevaplar, bir haseneye ise mislinin çok üstünde ihsanlar verilir. Müminlerin bu ayda yapacakları küçük bir salih amelin bile kıymeti diğer zamanlara göre çok yüksektir. Bu ayda şeytanların zincire vurulması ve cehennem kapılarının kapatılması gibi müminlere şevk ve heyecan sebebi olacak birçok noktalar da vardır.

Bütün bunlar kimin için? Allah’ın şu dünya hanında ebedî hayata doğru yol olan biz aciz, zavallı, günahkâr ve hatalar içinde bocalayan kullar için değil mi? Evet; o zat ki kulu kendine bir adım yaklaşırsa o rahmet, lütuf ve ihsanıyla kuluna doğru on adım yaklaşacağını vadediyor. Yeter ki müminler ve kendini âlemlerin sahibi olan Allah’ın kulu kabul edenler Allah’a karşı hüsnüzanla rahmet ve hikmetine itimat ederek ve gönülden inanarak yaklaşsınlar…

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Ramazan Fırsatı
Ramazan Fırsatı
(last modified 1 yıl önce)
Ramazan Fırsatı Biz müminleri için Ramazan ayı uhrevi hayat yolunda kurulmuş bir ticaret panayırıdır. Bu mühim ticaret mevsiminde herkes gönlünü, aklını ve hissiyâtını uyanık tutmalı ki fırsatları değerlendirebilsin. Ramazan ile birlikte öyle manevi bir ticaret mevsimi için giriyoruz ki bu ticaretten kazançsız çıkma ihtimali binde bir. Böyle bir vasatta kazanmaya çalışmamak her halde insan için büyük bir kayıptır. Ramazan’a ulviyet kazandıran birçok hadiseler var. Bu ayda Kur’ân’ın inmesiyle Kur’ân ayı olmuş ve ilâhî rahmetin tövbekârlara kapısını sonuna kadar açmasıyla bu ay “Rahmet Ayı” ünvanı kazanmış ve bu ayda Allah’ın rahmeti gazabını aşarak müminlerin lehine tecelli etmiştir. Bu ayda hayırlara kat kat sevaplar, bir haseneye ise mislinin çok üstünde ihsanlar verilir. Müminlerin bu ayda yapacakları küçük bir salih amelin bile kıymeti diğer zamanlara göre çok yüksektir. Bu ayda şeytanların zincire vurulması ve cehennem kapılarının kapatılması gibi müminlere şevk ve heyecan sebebi olacak birçok noktalar da vardır. Bütün bunlar kimin için? Allah’ın şu dünya hanında ebedî hayata doğru yol olan biz aciz, zavallı, günahkâr ve hatalar içinde bocalayan kullar için değil mi? Evet; o zat ki kulu kendine bir adım yaklaşırsa o rahmet, lütuf ve ihsanıyla kuluna doğru on adım yaklaşacağını vadediyor. Yeter ki müminler ve kendini âlemlerin sahibi olan Allah’ın kulu kabul edenler Allah’a karşı hüsnüzanla rahmet ve hikmetine itimat ederek ve gönülden inanarak yaklaşsınlar… … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Öğretmen de Peygamber Varisidir

Öğretmen de Peygamber Varisidir

Hz. Muhammed (s.a.v.) ilmin, alimin ve muallimin şerefini “Alimler peygamberlerin varisleridir.”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), İlim, 1 (No. 3641). hadisiyle ifade etmiştir. Ne büyük şan ne büyük bir paye.! Bu vasıflandırma liyakate bağlıdır. Müjde ona layık bir ümmet ve layık bir öğretmen olabilenler içindir.

Efendimiz (s.a.v.) ilmi yüceltmiş ve alimi el üstünde tutmuştur. Öğrenmeyi, araştırma, inceleme ve fenni de teşvik etmiştir. Lambayla mescidi ışıklandıran sahabiye “Allah da senin kabrini nurlandırsın.”Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Abdülkerîm b. Abdülvâhid eş-Şeybânî el-Cezerî İzzeddîn İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1415/1994), 6/25 (No. 5719). duası ne güzel teşviktir!

O zat (s.a.v.) önce kendini sonra kâinatı ve insanları okumuştur. Sonra Rabbini bilmiş Allah’ın vazifelendirmesiyle de insanlara kâinat sultanını tanıttırmıştır. Allah’ı saf zihinlere nakşetmekle vazifeli öğretmenler de aynısını yapmıyor mu? Okullardaki her derse tevhit penceresinden bakmak mümkün. O halde fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri de Peygamberin (s.a.v.) varisidirler. Çünkü bu ilimlere ilim hakikatini kazandıran Allah’ın kudreti iradesi ve sanatıdır.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Öğretmen de Peygamber Varisidir
Öğretmen de Peygamber Varisidir
(last modified 1 yıl önce)
Öğretmen de Peygamber Varisidir Hz. Muhammed (s.a.v.) ilmin, alimin ve muallimin şerefini “Alimler peygamberlerin varisleridir.”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), İlim, 1 (No. 3641). hadisiyle ifade etmiştir. Ne büyük şan ne büyük bir paye.! Bu vasıflandırma liyakate bağlıdır. Müjde ona layık bir ümmet ve layık bir öğretmen olabilenler içindir. Efendimiz (s.a.v.) ilmi yüceltmiş ve alimi el üstünde tutmuştur. Öğrenmeyi, araştırma, inceleme ve fenni de teşvik etmiştir. Lambayla mescidi ışıklandıran sahabiye “Allah da senin kabrini nurlandırsın.”Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Abdülkerîm b. Abdülvâhid eş-Şeybânî el-Cezerî İzzeddîn İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1415/1994), 6/25 (No. 5719). duası ne güzel teşviktir! O zat (s.a.v.) önce kendini sonra kâinatı ve insanları okumuştur. Sonra Rabbini bilmiş Allah’ın vazifelendirmesiyle de insanlara kâinat sultanını tanıttırmıştır. Allah’ı saf zihinlere nakşetmekle vazifeli öğretmenler de aynısını yapmıyor mu? Okullardaki her derse tevhit penceresinden bakmak mümkün. O halde fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri de Peygamberin (s.a.v.) varisidirler. Çünkü bu ilimlere ilim hakikatini kazandıran Allah’ın kudreti iradesi ve sanatıdır. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır

Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır

Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır.

Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
(last modified 357 gün önce)
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır. Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı

Hz. Peygamber (s.a.v.) risalet ve nübüvvetiyle Allah’ın muhatabı ve insanlara Allah’ı anlatan en mühim elçidir. Kâinat onunla bir mana kazandı. Vahşet ve umum rezalet onun getirdiği hidayet nuruyla ilme, irfana, muhabbet ve hakiki insaniyete döndü. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) beşerî şahsiyetine bakan insanlar ilâhî vazife itibarıyla kazandığı ulvi şahsiyetini de dikkate almazsa büyük bir hürmetsizlik hatasına yuvarlanabilir.

O; beşerî şahsiyetiyle diğer insanlar gibi yer, içer, sevinir, üzülür ve hatta ağlardı. Fakat ilâhî vazifesi itibarıyla de dağları eriten bir irade ve azme, düşmanlarını telaşa sevk eden bir şecaate ve beşerî imkânları son haddine kadar zorlayan bir yüksek kemalâta sahipti. Şefkati, azmi, iradesi, izzeti, vakarı, güzel ahlakı, dirayet, merhamet ve daha birçok faziletleri sebebiyledir ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) Kur’ân’dan sonra en büyük mucizesi kendi zatıdır. Yani onda toplanmış yüksek ahlakıdır. Her bir haslet onda en yüksek mertebede tecelli etmiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ayaklarını kanlar içinde bırakan Tâif halkına “Allah belanızı versin.” yerine “Belki gelecekte onların neslinden beni anlayan biri çıkar.” demesi şefkat ve merhametini, bir savaşın en şiddetli anında Hz. Alî (r.a.) gibi cengâver sahabilerin onun çevresine toplanmaları da yüksek cesaretini gösteriyor.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
(last modified 1 yıl önce)
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı Hz. Peygamber (s.a.v.) risalet ve nübüvvetiyle Allah’ın muhatabı ve insanlara Allah’ı anlatan en mühim elçidir. Kâinat onunla bir mana kazandı. Vahşet ve umum rezalet onun getirdiği hidayet nuruyla ilme, irfana, muhabbet ve hakiki insaniyete döndü. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) beşerî şahsiyetine bakan insanlar ilâhî vazife itibarıyla kazandığı ulvi şahsiyetini de dikkate almazsa büyük bir hürmetsizlik hatasına yuvarlanabilir. O; beşerî şahsiyetiyle diğer insanlar gibi yer, içer, sevinir, üzülür ve hatta ağlardı. Fakat ilâhî vazifesi itibarıyla de dağları eriten bir irade ve azme, düşmanlarını telaşa sevk eden bir şecaate ve beşerî imkânları son haddine kadar zorlayan bir yüksek kemalâta sahipti. Şefkati, azmi, iradesi, izzeti, vakarı, güzel ahlakı, dirayet, merhamet ve daha birçok faziletleri sebebiyledir ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) Kur’ân’dan sonra en büyük mucizesi kendi zatıdır. Yani onda toplanmış yüksek ahlakıdır. Her bir haslet onda en yüksek mertebede tecelli etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ayaklarını kanlar içinde bırakan Tâif halkına “Allah belanızı versin.” yerine “Belki gelecekte onların neslinden beni anlayan biri çıkar.” demesi şefkat ve merhametini, bir savaşın en şiddetli anında Hz. Alî (r.a.) gibi cengâver sahabilerin onun çevresine toplanmaları da yüksek cesaretini gösteriyor. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Hicretin Öğrettiği

Hicretin Öğrettiği

Hicretin her safhasında müminler için ibretler vardır. Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile yola çıkınca Hz. Ebû Bekir’in oğlu gündüz vakti müşriklerin arasında istihbarat topluyordu. İşittiklerini geceleyin babası ve Resulullah’a (s.a.v.) ulaştırıp müşrik taktiklerine karşı tedbir alınmasına vesile oluyordu.

Sevr mağarasında gizlendikleri zaman Âmir b. Füheyre’nin (r.a.) koyunlarını bu mağara yakınına getirmesi de bir tedbirdi. Onun koyunlarından geceleyin süt sağılıp zaruri gıda temin ediliyordu. Ayrıca Âmir b. Füheyre mağaraya haber getiren Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) oğlunun izini siliyordu.

Sevr Mekke’nin güneyinde çıkılması meşakkatli bir dağdı. Birçok tepeleri var ve mağaraları da dağınıktı. Hira mağarası uzlete müsait, Sevr ise gizlenmeye elverişli bir zemindi. Ön ve arkasında birçok delikler bulunan mağaraya eğilerek veya sürünerek ulaşmak mümkündü. Mağara etrafında dolaşan içerisini kolay kolay göremiyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu mağarayı şu hadisle tasvir etmiştir: “Düşmanlardan biri ayağının dibine baksa bizi görürdü. İçerdeki dışardakilerin ayaklarını görür. Fakat dışardaki içerisini göremezdi.”

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Hicretin Öğrettiği
Hicretin Öğrettiği
(last modified 1 yıl önce)
Hicretin Öğrettiği Hicretin her safhasında müminler için ibretler vardır. Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile yola çıkınca Hz. Ebû Bekir’in oğlu gündüz vakti müşriklerin arasında istihbarat topluyordu. İşittiklerini geceleyin babası ve Resulullah’a (s.a.v.) ulaştırıp müşrik taktiklerine karşı tedbir alınmasına vesile oluyordu. Sevr mağarasında gizlendikleri zaman Âmir b. Füheyre’nin (r.a.) koyunlarını bu mağara yakınına getirmesi de bir tedbirdi. Onun koyunlarından geceleyin süt sağılıp zaruri gıda temin ediliyordu. Ayrıca Âmir b. Füheyre mağaraya haber getiren Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) oğlunun izini siliyordu. Sevr Mekke’nin güneyinde çıkılması meşakkatli bir dağdı. Birçok tepeleri var ve mağaraları da dağınıktı. Hira mağarası uzlete müsait, Sevr ise gizlenmeye elverişli bir zemindi. Ön ve arkasında birçok delikler bulunan mağaraya eğilerek veya sürünerek ulaşmak mümkündü. Mağara etrafında dolaşan içerisini kolay kolay göremiyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu mağarayı şu hadisle tasvir etmiştir: “Düşmanlardan biri ayağının dibine baksa bizi görürdü. İçerdeki dışardakilerin ayaklarını görür. Fakat dışardaki içerisini göremezdi.” … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İçerik bulunamadı.

Hakkında

1961 yılında Manisa’da doğdu. İlkokulu köyde, lise eğitimini ise Demirci’de tamamladı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni 1986’da bitirdi. Bir süre Tasvir, Yeni Nesil ve Yeni Asya gazetelerinde muhabir, editör ve araştırmacı olarak çalıştı. 1992-1994 yılları arasında Şanlıurfa Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptı. 1994’te Harran Üniversitesi Rektörlüğü Arapça ve Osmanlıca okutmanı oldu. 1996’da Kelam Anabilim Dalında “İsmail Fenni Ertuğrul ve Çağdaşlarına Göre Ruh Meselesi” adlı yüksek lisans tezini bitirdi. 1996’dan sonra Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2002’de “Halîmî’nin Şuabü’l-Îmân’ında Kelam” adlı doktora tezini tamamladı. 2019’da Doçent ünvanını aldı. Halen Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Kelam Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır. Yazarın; alanıyla ilgili akademik dergilerde makaleleri, sempozyumlarda sunulmuş ve yayınlanmış tebliğleri bulunmaktadır.


Profil Fotoğrafı

Son Görülme
20 Nisan 2026 11:40

Kayıt Tarihi
11 Temmuz 2024 11:22