
Fitneler Karşısında
Fitneler Karşısında
Birlik, beraberlik, kardeşlik ve tesanütü; dayanışma ve kaynaşmayı sarsan fitneler insanlık tarihiyle birlikte başlamış, kıyamete kadar da devam edecektir. İman ve küfür mücadelesi devam ettiği müddetçe yılan gibi zehirlemekten zevk alan bir kısım fitneciler fitnelerini, hile ve desiselerini sürdürmekten vazgeçmezler. Şeytanın oyuncağı olan bu insanlar her devirde çıkacak iman sahipleri arasına ayrılık tohumları ekmeye çalışacaktır.
İki cihan serveri Hz. Muhammed (s.a.v.) Veda hutbesinde ümmet üzerinde oynanan ve oynanacak olan bu oyunlara şöyle dikkat çekiyordu: “Şeytan namaz kılanların kendisine ibadet etmelerinden ümit kesmiştir. Ancak aralarında fitne çıkarmak suretiyle birbirlerine karşı kışkırtmaktan geri kalmayacaktır.”Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî en-Nîsâbûrî Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh (Beyrut: Dâru Tûki’n-Necât, 1433/2011-2012), Sıfatü’l-Kıyâme, 65 (No. 2812).
Bu hadis bize fitnenin sadece inkârcı cereyanlarla yürümediğini müminler arasında da dehşetli fitnelerin olabileceğini göstermektedir. Müminler arasında zuhur eden ve etmesi mümkün fitneler karşısında nasıl hareket edilmelidir? Bunun ölçüsünü de yine Resulullah (s.a.v.) koymuştur. Hakka-hakikate uymak ve hakkın hatırını nefsin hatırından yüce tutmaktır. Bir hadiste yine Efendimiz (s.a.v.) işaretle şöyle buyurur: “Mesut ve bahtiyar olan fitnelerden uzak kalan ve musibetleri sabırla karşılayabilendir. Fitnelere sebep olan ve bulaşanların vay haline!”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Fiten, 2 (No. 4263).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Fitneler Karşısında

1 yıl önce(last modified 236 gün önce)
Fitneler Karşısında
Birlik, beraberlik, kardeşlik ve tesanütü; dayanışma ve kaynaşmayı sarsan fitneler insanlık tarihiyle birlikte başlamış, kıyamete kadar da devam edecektir. İman ve küfür mücadelesi devam ettiği müddetçe yılan gibi zehirlemekten zevk alan bir kısım fitneciler fitnelerini, hile ve desiselerini sürdürmekten vazgeçmezler. Şeytanın oyuncağı olan bu insanlar her devirde çıkacak iman sahipleri arasına ayrılık tohumları ekmeye çalışacaktır.
İki cihan serveri Hz. Muhammed (s.a.v.) Veda hutbesinde ümmet üzerinde oynanan ve oynanacak olan bu oyunlara şöyle dikkat çekiyordu: “Şeytan namaz kılanların kendisine ibadet etmelerinden ümit kesmiştir. Ancak aralarında fitne çıkarmak suretiyle birbirlerine karşı kışkırtmaktan geri kalmayacaktır.”Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî en-Nîsâbûrî Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh (Beyrut: Dâru Tûki’n-Necât, 1433/2011-2012), Sıfatü’l-Kıyâme, 65 (No. 2812).
Bu hadis bize fitnenin sadece inkârcı cereyanlarla yürümediğini müminler arasında da dehşetli fitnelerin olabileceğini göstermektedir. Müminler arasında zuhur eden ve etmesi mümkün fitneler karşısında nasıl hareket edilmelidir? Bunun ölçüsünü de yine Resulullah (s.a.v.) koymuştur. Hakka-hakikate uymak ve hakkın hatırını nefsin hatırından yüce tutmaktır. Bir hadiste yine Efendimiz (s.a.v.) işaretle şöyle buyurur: “Mesut ve bahtiyar olan fitnelerden uzak kalan ve musibetleri sabırla karşılayabilendir. Fitnelere sebep olan ve bulaşanların vay haline!”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Fiten, 2 (No. 4263).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Baskı Fıtrata Ters
Baskı Fıtrata Ters
İnsana kıymet veren karakteridir. Tavır, ahlak ve insani münasebetler de bunun neticesidir. Konuşmalar büyük nispette karakterin rengini ele verir. Bir hitap kelimesi bile karşımızdaki şahsiyet hakkında yeterli fikir sahibi olmamıza yeter.
İki insan arasındaki meslek, düşünce, inanç ve kültür farkı insani vasıfları göz ardı ettiremez. Allah’ın yer yüzünde kabiliyet, sıfatlar ve taşıdığı arzular itibarıyla ahsen-i takvîm üzere yarattığı insan her şeyden önce bu sıfatıyla muhatap kabul edilmelidir. Aksi halde yanlışların ardı arkası gelmez.
Fertlere ismiyle hitap etmek en güzel şeylerden birisidir. “Lan ve ulan” gibi argo ya da arızi sebeplere bina edilen hitap şekilleri küçültücüdür. İlmi ve maddi seviyesi ne olursa olsun her insanda bir haysiyet, şeref ve vakar olduğunu unutmamak gerekir. Amir-memur ve ast-üst münasebetlerinde hitaplar belirgin şekilde kendini gösterir. Hatta bir işi bitirme konusunda başlangıçtaki hitap ve üslûbun hatırı sayılır bir yeri vardır. Bu meselede en güzel numune İslâmiyet’in doğuş zamanlarıdır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Baskı Fıtrata Ters

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Baskı Fıtrata Ters
İnsana kıymet veren karakteridir. Tavır, ahlak ve insani münasebetler de bunun neticesidir. Konuşmalar büyük nispette karakterin rengini ele verir. Bir hitap kelimesi bile karşımızdaki şahsiyet hakkında yeterli fikir sahibi olmamıza yeter.
İki insan arasındaki meslek, düşünce, inanç ve kültür farkı insani vasıfları göz ardı ettiremez. Allah’ın yer yüzünde kabiliyet, sıfatlar ve taşıdığı arzular itibarıyla ahsen-i takvîm üzere yarattığı insan her şeyden önce bu sıfatıyla muhatap kabul edilmelidir. Aksi halde yanlışların ardı arkası gelmez.
Fertlere ismiyle hitap etmek en güzel şeylerden birisidir. “Lan ve ulan” gibi argo ya da arızi sebeplere bina edilen hitap şekilleri küçültücüdür. İlmi ve maddi seviyesi ne olursa olsun her insanda bir haysiyet, şeref ve vakar olduğunu unutmamak gerekir. Amir-memur ve ast-üst münasebetlerinde hitaplar belirgin şekilde kendini gösterir. Hatta bir işi bitirme konusunda başlangıçtaki hitap ve üslûbun hatırı sayılır bir yeri vardır. Bu meselede en güzel numune İslâmiyet’in doğuş zamanlarıdır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Basiretin Sânii Fark Etmesi
Basiretin Sânii Fark Etmesi
Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız.
Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz.
Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Basiretin Sânii Fark Etmesi

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Basiretin Sânii Fark Etmesi
Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız.
Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz.
Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Bahar Dirilişi
Bahar Dirilişi
Bahar mevsiminin gözler kamaştıran güzelliklerini herkes seyrediyor ve yaşıyor. Baharla birlikte his dünyamızda başka manalar da uçuşmaya başlar. Çünkü bahar yeni bir dünya ve yeni bir hayat demektir. Ömür boyunca devamlı tazelenmekte olan insan diriliş ve yenilenme gerçeklerini baharda daha açık şekilde temaşa eder.
Allah’ın rahmet eserlerini diriliş gerçeği yönünde seyrettiğimiz zaman bahardan çok daha fazla faydalanma imkânı buluruz. Bahar bir kitap değil, binlerce kitap yüklü bir kütüphanedir. Göz, kulak, el, kalp, akıl, his ve latife; hasılı kelam insandaki her şey, her aza bunu okuyabilir. Esasında okumakla baharı yaşamış oluruz. Aksi halde behimi arzularını tatmin için yaşayanları aşamamak tehlikesi vardır. Kurumuş gibi görünen ağaçlar baharda rengarenk gelinliklere bürünür ve adeta ilâhî bir merasime iştirak ederler. Renk ve desen dolu elbiseleriyle gözlerimiz kamaşır. Kara kuru topraktan bunca renk ve desenlerin muntazam şekilde inşa edilişi karşısında ilâhî kudreti düşünmemek imkânsızdır.
Baharın bize fısıldamakta olduğu ilâhî mesaj ikinci diriliştir. “Cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüsmisal (ipekli elbise gibi) libaslarla (elbiselerle) giydirip çiçek ve meyvelerin murassaatıyla (değerli mücevherlerle süslenmiş şeyleriyle) süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla çeşit çeşit en tatlı, en musanna (sanatlı) meyveleri bize takdim etmek”Nursi, Sözler, Onuncu Söz, İkinci Hakikat, 102. ilâhî kudretin hem rahmet hem rızık hem de ihya (öldükten sonra dirilme) hakikatlerini bize göstermesidir. Burada göz kadar kulak da, kalp kadar akıl da tatmin olmakta ve gördüğü manzara karşısında hayran kalmaktadır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Bahar Dirilişi

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Bahar Dirilişi
Bahar mevsiminin gözler kamaştıran güzelliklerini herkes seyrediyor ve yaşıyor. Baharla birlikte his dünyamızda başka manalar da uçuşmaya başlar. Çünkü bahar yeni bir dünya ve yeni bir hayat demektir. Ömür boyunca devamlı tazelenmekte olan insan diriliş ve yenilenme gerçeklerini baharda daha açık şekilde temaşa eder.
Allah’ın rahmet eserlerini diriliş gerçeği yönünde seyrettiğimiz zaman bahardan çok daha fazla faydalanma imkânı buluruz. Bahar bir kitap değil, binlerce kitap yüklü bir kütüphanedir. Göz, kulak, el, kalp, akıl, his ve latife; hasılı kelam insandaki her şey, her aza bunu okuyabilir. Esasında okumakla baharı yaşamış oluruz. Aksi halde behimi arzularını tatmin için yaşayanları aşamamak tehlikesi vardır. Kurumuş gibi görünen ağaçlar baharda rengarenk gelinliklere bürünür ve adeta ilâhî bir merasime iştirak ederler. Renk ve desen dolu elbiseleriyle gözlerimiz kamaşır. Kara kuru topraktan bunca renk ve desenlerin muntazam şekilde inşa edilişi karşısında ilâhî kudreti düşünmemek imkânsızdır.
Baharın bize fısıldamakta olduğu ilâhî mesaj ikinci diriliştir. “Cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüsmisal (ipekli elbise gibi) libaslarla (elbiselerle) giydirip çiçek ve meyvelerin murassaatıyla (değerli mücevherlerle süslenmiş şeyleriyle) süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla çeşit çeşit en tatlı, en musanna (sanatlı) meyveleri bize takdim etmek”Nursi, Sözler, Onuncu Söz, İkinci Hakikat, 102. ilâhî kudretin hem rahmet hem rızık hem de ihya (öldükten sonra dirilme) hakikatlerini bize göstermesidir. Burada göz kadar kulak da, kalp kadar akıl da tatmin olmakta ve gördüğü manzara karşısında hayran kalmaktadır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Allah Korkusu Nasıl Olmalı?
Allah Korkusu Nasıl Olmalı?
Kur’ân-ı Kerîm’de müminler şöyle anlatılır: “Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 5 Eylül 2024), el-Enfâl 8/2. اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ
Bu ayetten anlaşıldığı gibi iman nurunun artmasıyla Allah korkusunun kalpte yerleşmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Allah’ın ayetleri okundukça imanın artmasını merhum Elmalılı Hamdi Yazır da şöyle ele alır: “İlim ve amel cihetinden gelen deliller arttıkça tahkiki iman inkişaf eder, yakin ve iman ziyadeleşir.”Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili (İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023), 224-225.
Güçlü bir iman ilimle elde edilir. Bu ilmin insanı imana götüren bir ilim olması gerekir. İmanın kuvvetine göre her an Hakkın huzurunda imişçesine duydukları haşyet ve ürperti sahipleri farklıdır. Bir ayette buna “Allah’tan ancak kulları içinden alim olanlar korkarlar.”Fâtır 35/28. اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا diyerek dikkat çekilmektedir. Bu hürmet ve haşyet her müminde imanın derecesine göre tecelli eder.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Allah Korkusu Nasıl Olmalı?

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Allah Korkusu Nasıl Olmalı?
Kur’ân-ı Kerîm’de müminler şöyle anlatılır: “Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 5 Eylül 2024), el-Enfâl 8/2. اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ
Bu ayetten anlaşıldığı gibi iman nurunun artmasıyla Allah korkusunun kalpte yerleşmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Allah’ın ayetleri okundukça imanın artmasını merhum Elmalılı Hamdi Yazır da şöyle ele alır: “İlim ve amel cihetinden gelen deliller arttıkça tahkiki iman inkişaf eder, yakin ve iman ziyadeleşir.”Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili (İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023), 224-225.
Güçlü bir iman ilimle elde edilir. Bu ilmin insanı imana götüren bir ilim olması gerekir. İmanın kuvvetine göre her an Hakkın huzurunda imişçesine duydukları haşyet ve ürperti sahipleri farklıdır. Bir ayette buna “Allah’tan ancak kulları içinden alim olanlar korkarlar.”Fâtır 35/28. اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا diyerek dikkat çekilmektedir. Bu hürmet ve haşyet her müminde imanın derecesine göre tecelli eder.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

TEFEKKÜR BÖLÜMÜ
TEFEKKÜR BÖLÜMÜ

1 yıl önce(last modified 1 yıl önce)
TEFEKKÜR BÖLÜMÜ

Ramazan Fırsatı
Ramazan Fırsatı
Biz müminleri için Ramazan ayı uhrevi hayat yolunda kurulmuş bir ticaret panayırıdır. Bu mühim ticaret mevsiminde herkes gönlünü, aklını ve hissiyâtını uyanık tutmalı ki fırsatları değerlendirebilsin. Ramazan ile birlikte öyle manevi bir ticaret mevsimi için giriyoruz ki bu ticaretten kazançsız çıkma ihtimali binde bir. Böyle bir vasatta kazanmaya çalışmamak her halde insan için büyük bir kayıptır.
Ramazan’a ulviyet kazandıran birçok hadiseler var. Bu ayda Kur’ân’ın inmesiyle Kur’ân ayı olmuş ve ilâhî rahmetin tövbekârlara kapısını sonuna kadar açmasıyla bu ay “Rahmet Ayı” ünvanı kazanmış ve bu ayda Allah’ın rahmeti gazabını aşarak müminlerin lehine tecelli etmiştir. Bu ayda hayırlara kat kat sevaplar, bir haseneye ise mislinin çok üstünde ihsanlar verilir. Müminlerin bu ayda yapacakları küçük bir salih amelin bile kıymeti diğer zamanlara göre çok yüksektir. Bu ayda şeytanların zincire vurulması ve cehennem kapılarının kapatılması gibi müminlere şevk ve heyecan sebebi olacak birçok noktalar da vardır.
Bütün bunlar kimin için? Allah’ın şu dünya hanında ebedî hayata doğru yol olan biz aciz, zavallı, günahkâr ve hatalar içinde bocalayan kullar için değil mi? Evet; o zat ki kulu kendine bir adım yaklaşırsa o rahmet, lütuf ve ihsanıyla kuluna doğru on adım yaklaşacağını vadediyor. Yeter ki müminler ve kendini âlemlerin sahibi olan Allah’ın kulu kabul edenler Allah’a karşı hüsnüzanla rahmet ve hikmetine itimat ederek ve gönülden inanarak yaklaşsınlar…
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Ramazan Fırsatı

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Ramazan Fırsatı
Biz müminleri için Ramazan ayı uhrevi hayat yolunda kurulmuş bir ticaret panayırıdır. Bu mühim ticaret mevsiminde herkes gönlünü, aklını ve hissiyâtını uyanık tutmalı ki fırsatları değerlendirebilsin. Ramazan ile birlikte öyle manevi bir ticaret mevsimi için giriyoruz ki bu ticaretten kazançsız çıkma ihtimali binde bir. Böyle bir vasatta kazanmaya çalışmamak her halde insan için büyük bir kayıptır.
Ramazan’a ulviyet kazandıran birçok hadiseler var. Bu ayda Kur’ân’ın inmesiyle Kur’ân ayı olmuş ve ilâhî rahmetin tövbekârlara kapısını sonuna kadar açmasıyla bu ay “Rahmet Ayı” ünvanı kazanmış ve bu ayda Allah’ın rahmeti gazabını aşarak müminlerin lehine tecelli etmiştir. Bu ayda hayırlara kat kat sevaplar, bir haseneye ise mislinin çok üstünde ihsanlar verilir. Müminlerin bu ayda yapacakları küçük bir salih amelin bile kıymeti diğer zamanlara göre çok yüksektir. Bu ayda şeytanların zincire vurulması ve cehennem kapılarının kapatılması gibi müminlere şevk ve heyecan sebebi olacak birçok noktalar da vardır.
Bütün bunlar kimin için? Allah’ın şu dünya hanında ebedî hayata doğru yol olan biz aciz, zavallı, günahkâr ve hatalar içinde bocalayan kullar için değil mi? Evet; o zat ki kulu kendine bir adım yaklaşırsa o rahmet, lütuf ve ihsanıyla kuluna doğru on adım yaklaşacağını vadediyor. Yeter ki müminler ve kendini âlemlerin sahibi olan Allah’ın kulu kabul edenler Allah’a karşı hüsnüzanla rahmet ve hikmetine itimat ederek ve gönülden inanarak yaklaşsınlar…
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Öğretmen de Peygamber Varisidir
Öğretmen de Peygamber Varisidir
Hz. Muhammed (s.a.v.) ilmin, alimin ve muallimin şerefini “Alimler peygamberlerin varisleridir.”Ebû Dâvûd, es-Sünen, İlim, 1 (No. 3641). hadisiyle ifade etmiştir. Ne büyük şan ne büyük bir paye.! Bu vasıflandırma liyakate bağlıdır. Müjde ona layık bir ümmet ve layık bir öğretmen olabilenler içindir.
Efendimiz (s.a.v.) ilmi yüceltmiş ve alimi el üstünde tutmuştur. Öğrenmeyi, araştırma, inceleme ve fenni de teşvik etmiştir. Lambayla mescidi ışıklandıran sahabiye “Allah da senin kabrini nurlandırsın.”Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Abdülkerîm b. Abdülvâhid eş-Şeybânî el-Cezerî İzzeddîn İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1415/1994), 6/25 (No. 5719). duası ne güzel teşviktir!
O zat (s.a.v.) önce kendini sonra kâinatı ve insanları okumuştur. Sonra Rabbini bilmiş Allah’ın vazifelendirmesiyle de insanlara kâinat sultanını tanıttırmıştır. Allah’ı saf zihinlere nakşetmekle vazifeli öğretmenler de aynısını yapmıyor mu? Okullardaki her derse tevhit penceresinden bakmak mümkün. O halde fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri de Peygamberin (s.a.v.) varisidirler. Çünkü bu ilimlere ilim hakikatini kazandıran Allah’ın kudreti iradesi ve sanatıdır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Öğretmen de Peygamber Varisidir

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Öğretmen de Peygamber Varisidir
Hz. Muhammed (s.a.v.) ilmin, alimin ve muallimin şerefini “Alimler peygamberlerin varisleridir.”Ebû Dâvûd, es-Sünen, İlim, 1 (No. 3641). hadisiyle ifade etmiştir. Ne büyük şan ne büyük bir paye.! Bu vasıflandırma liyakate bağlıdır. Müjde ona layık bir ümmet ve layık bir öğretmen olabilenler içindir.
Efendimiz (s.a.v.) ilmi yüceltmiş ve alimi el üstünde tutmuştur. Öğrenmeyi, araştırma, inceleme ve fenni de teşvik etmiştir. Lambayla mescidi ışıklandıran sahabiye “Allah da senin kabrini nurlandırsın.”Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Abdülkerîm b. Abdülvâhid eş-Şeybânî el-Cezerî İzzeddîn İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1415/1994), 6/25 (No. 5719). duası ne güzel teşviktir!
O zat (s.a.v.) önce kendini sonra kâinatı ve insanları okumuştur. Sonra Rabbini bilmiş Allah’ın vazifelendirmesiyle de insanlara kâinat sultanını tanıttırmıştır. Allah’ı saf zihinlere nakşetmekle vazifeli öğretmenler de aynısını yapmıyor mu? Okullardaki her derse tevhit penceresinden bakmak mümkün. O halde fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri de Peygamberin (s.a.v.) varisidirler. Çünkü bu ilimlere ilim hakikatini kazandıran Allah’ın kudreti iradesi ve sanatıdır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır.
Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır

1 yıl önce(last modified 236 gün önce)
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır.
Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
Hz. Peygamber (s.a.v.) risalet ve nübüvvetiyle Allah’ın muhatabı ve insanlara Allah’ı anlatan en mühim elçidir. Kâinat onunla bir mana kazandı. Vahşet ve umum rezalet onun getirdiği hidayet nuruyla ilme, irfana, muhabbet ve hakiki insaniyete döndü. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) beşerî şahsiyetine bakan insanlar ilâhî vazife itibarıyla kazandığı ulvi şahsiyetini de dikkate almazsa büyük bir hürmetsizlik hatasına yuvarlanabilir.
O; beşerî şahsiyetiyle diğer insanlar gibi yer, içer, sevinir, üzülür ve hatta ağlardı. Fakat ilâhî vazifesi itibarıyla de dağları eriten bir irade ve azme, düşmanlarını telaşa sevk eden bir şecaate ve beşerî imkânları son haddine kadar zorlayan bir yüksek kemalâta sahipti. Şefkati, azmi, iradesi, izzeti, vakarı, güzel ahlakı, dirayet, merhamet ve daha birçok faziletleri sebebiyledir ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) Kur’ân’dan sonra en büyük mucizesi kendi zatıdır. Yani onda toplanmış yüksek ahlakıdır. Her bir haslet onda en yüksek mertebede tecelli etmiştir.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ayaklarını kanlar içinde bırakan Tâif halkına “Allah belanızı versin.” yerine “Belki gelecekte onların neslinden beni anlayan biri çıkar.” demesi şefkat ve merhametini, bir savaşın en şiddetli anında Hz. Alî (r.a.) gibi cengâver sahabilerin onun çevresine toplanmaları da yüksek cesaretini gösteriyor.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı

1 yıl önce(last modified 242 gün önce)
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Risaleti ve İnsanlığı
Hz. Peygamber (s.a.v.) risalet ve nübüvvetiyle Allah’ın muhatabı ve insanlara Allah’ı anlatan en mühim elçidir. Kâinat onunla bir mana kazandı. Vahşet ve umum rezalet onun getirdiği hidayet nuruyla ilme, irfana, muhabbet ve hakiki insaniyete döndü. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) beşerî şahsiyetine bakan insanlar ilâhî vazife itibarıyla kazandığı ulvi şahsiyetini de dikkate almazsa büyük bir hürmetsizlik hatasına yuvarlanabilir.
O; beşerî şahsiyetiyle diğer insanlar gibi yer, içer, sevinir, üzülür ve hatta ağlardı. Fakat ilâhî vazifesi itibarıyla de dağları eriten bir irade ve azme, düşmanlarını telaşa sevk eden bir şecaate ve beşerî imkânları son haddine kadar zorlayan bir yüksek kemalâta sahipti. Şefkati, azmi, iradesi, izzeti, vakarı, güzel ahlakı, dirayet, merhamet ve daha birçok faziletleri sebebiyledir ki Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) Kur’ân’dan sonra en büyük mucizesi kendi zatıdır. Yani onda toplanmış yüksek ahlakıdır. Her bir haslet onda en yüksek mertebede tecelli etmiştir.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ayaklarını kanlar içinde bırakan Tâif halkına “Allah belanızı versin.” yerine “Belki gelecekte onların neslinden beni anlayan biri çıkar.” demesi şefkat ve merhametini, bir savaşın en şiddetli anında Hz. Alî (r.a.) gibi cengâver sahabilerin onun çevresine toplanmaları da yüksek cesaretini gösteriyor.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.