Senkronize edildi.

Doç. Dr. Veysel KASAR Günahlara Tövbe

Günahlara Tövbe

“İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır. Nisyanın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır.”Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 8 Eylül 2024), Şule, 309. İnsan fıtratındaki acizlik, zafiyet ve mahviyetine bakıp Allah’a dua, ibadet ve tazarruyla vazifeli olduğunu unutmamalıdır. Günahlar Allah’ı unutmanın bir neticesidir. Allah’a isyan, nankörlük ve gaflet gibi değişik şekillerde tasnif edilen günahların mümini ümitsizliğe sevk etmemesi gerekir.

Allah (c.c.) Kur’ân’da ümitsizliği yasaklıyor. Peygamberimizin (s.a.v.) hadisleri günahkâr müminlere samimi tövbe ve nedamet göstermesi kaydıyla müjde ve ümit dolu ifadelerle süslüdür.

İslâm alimleri şirk ve küfür dışındaki bütün günahları Allah’ın affedeceğini belirtmiştir. Allah’ın insanı daha dünyadayken de affetmesi caizdir. Fakat günahkâr müminin günahından dolayı Allah’a tövbe etmesi vaciptir. Vacibi terk ederek ölmek de ayrı bir günahtır. Bu sebeple tövbeye müracaat etmek müminin bir vazifesidir. Neticede günahkâr olarak ölen müminlerin Allah’ın affetmesi gerçekleşmezse ayet hadislerden çıkarılan neticeye göre cehennemde cezasını çektikten sonra cennete alınacaklarına dair Ehl-i Sünnet’in ittifakı vardır. Şimdi bu prensip seviyesindeki ifadelere kaynaklık eden ayet ve hadislerden bazılarını nakledelim: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 8 Eylül 2024), en-Nûr 24/21. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَنْ يَتَّبِـعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ اَبَداً وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Günahlara Tövbe
Günahlara Tövbe
(last modified 357 gün önce)
Günahlara Tövbe “İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır. Nisyanın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır.”Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 8 Eylül 2024), Şule, 309. İnsan fıtratındaki acizlik, zafiyet ve mahviyetine bakıp Allah’a dua, ibadet ve tazarruyla vazifeli olduğunu unutmamalıdır. Günahlar Allah’ı unutmanın bir neticesidir. Allah’a isyan, nankörlük ve gaflet gibi değişik şekillerde tasnif edilen günahların mümini ümitsizliğe sevk etmemesi gerekir. Allah (c.c.) Kur’ân’da ümitsizliği yasaklıyor. Peygamberimizin (s.a.v.) hadisleri günahkâr müminlere samimi tövbe ve nedamet göstermesi kaydıyla müjde ve ümit dolu ifadelerle süslüdür. İslâm alimleri şirk ve küfür dışındaki bütün günahları Allah’ın affedeceğini belirtmiştir. Allah’ın insanı daha dünyadayken de affetmesi caizdir. Fakat günahkâr müminin günahından dolayı Allah’a tövbe etmesi vaciptir. Vacibi terk ederek ölmek de ayrı bir günahtır. Bu sebeple tövbeye müracaat etmek müminin bir vazifesidir. Neticede günahkâr olarak ölen müminlerin Allah’ın affetmesi gerçekleşmezse ayet hadislerden çıkarılan neticeye göre cehennemde cezasını çektikten sonra cennete alınacaklarına dair Ehl-i Sünnet’in ittifakı vardır. Şimdi bu prensip seviyesindeki ifadelere kaynaklık eden ayet ve hadislerden bazılarını nakledelim: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 8 Eylül 2024), en-Nûr 24/21. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَنْ يَتَّبِـعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ اَبَداً وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Basiretin Sânii Fark Etmesi

Basiretin Sânii Fark Etmesi

Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız.

Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz.

Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Basiretin Sânii Fark Etmesi
Basiretin Sânii Fark Etmesi
(last modified 1 yıl önce)
Basiretin Sânii Fark Etmesi Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 5 Eylül 2024), Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız. Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz. Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır

Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır

Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır.

Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır
(last modified 357 gün önce)
Kur'ân Gönüllerin Gıdasıdır Kur’ân manası düşünülerek okunmalıdır. Ondaki ilâhî prensipler ve kıssalar insan içindir. Kur’ân en büyük terbiye vasıtasıdır. Ondaki kutsiyet vicdanları tahrik eder. Gönlün, kalbin, hissin ve insandaki diğer latifelerin inceliklerine işleyerek tesir icra eder. Kur’ân’daki şu ulviyete ulaşmak için de mümkün olduğu nispette manası bilinerek okunmalıdır. Kur’ân’ı insan dışında meleklerin ve cinlerin mümin taifesinin de dinledikleri bir vakıadır. Kur’ân’daki bazı sureler vasıtasıyla cin ve şeytanların şerrinden insan muhafaza edilir. Peygamberimizin (s.a.v.) Yahudilerin yaptıkları sihirden Felak ve Nas sureleri vesilesiyle kurtulduğu biliniyor. Bu surelerin manası da çok manidardır: “De ki: ‘Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.’”el-Felak 113. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ٭ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ٭ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ٭ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ٭ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ Bu surede büyücülerin ve cinlerin şerrinden ve karanlıkta gecenin ve içindeki diğer mahlukatın şerrinden Allah’a sığınılması emredilir. Diğer surede de cinlerden ve insanlardan insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden Allah’a sığınmamız emrediliyor.en-Nâs 114. قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ٭ مَلِكِ النَّاسِ ٭ اِلٰهِ النَّاسِ ٭ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ٭ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِ ٭ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ Kur’ân’da en güzel duaların bulunduğuna şu iki sure küçük bir misaldir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İhlasla Vermenin Ölçüsü

İhlasla Vermenin Ölçüsü

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Dünyadaki eylemler ahirette niyetlere göre meyve verecek ve herkes niyet ettiğini bulacaktır. Güzel bir niyetle gayet basit işler sahibi için kurtuluşa vesile olabildiği gibi insana göre kıymetsiz görülen bir hal ve tavır da Allah’ın şiddetli azabına sebep teşkil edebilir.

Bu sırrı dikkate veren şu ifadeler niyetin ehemmiyetini gösterir: “Niyette öyle bir hasiyet (özellik) vardır ki seyyiâtı (günahları) hasenâta (iyiliklere) ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder (dönüştürür).”Nursi, Mesnevî-i Nûriye, Katre, Hatime, Dördüncü Hakikat, 96.

Bize göre imrenilecek göz kamaştıran birçok işler belki Allah’ın rızasından çok uzaktadır. Görünüşü hasenat da olsa içinde seyyieler, kötü niyetler, haset, kin, gurur ve kibir gibi hastalıklar onu çürütmüş olabilir. Bunların tek istisnası vardır: Niyetin ruhu olan ihlasın her şeye hâkim olması.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İhlasla Vermenin Ölçüsü
İhlasla Vermenin Ölçüsü
(last modified 1 yıl önce)
İhlasla Vermenin Ölçüsü Ameller niyetlere göre değer kazanır. Dünyadaki eylemler ahirette niyetlere göre meyve verecek ve herkes niyet ettiğini bulacaktır. Güzel bir niyetle gayet basit işler sahibi için kurtuluşa vesile olabildiği gibi insana göre kıymetsiz görülen bir hal ve tavır da Allah’ın şiddetli azabına sebep teşkil edebilir. Bu sırrı dikkate veren şu ifadeler niyetin ehemmiyetini gösterir: “Niyette öyle bir hasiyet (özellik) vardır ki seyyiâtı (günahları) hasenâta (iyiliklere) ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder (dönüştürür).”Nursi, Mesnevî-i Nûriye, Katre, Hatime, Dördüncü Hakikat, 96. Bize göre imrenilecek göz kamaştıran birçok işler belki Allah’ın rızasından çok uzaktadır. Görünüşü hasenat da olsa içinde seyyieler, kötü niyetler, haset, kin, gurur ve kibir gibi hastalıklar onu çürütmüş olabilir. Bunların tek istisnası vardır: Niyetin ruhu olan ihlasın her şeye hâkim olması. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İman İnsanın Meyvesidir

İman İnsanın Meyvesidir

Kâinata dikkatle bakan her aklın ilk soruları şunlardır: “İnsan nedir, nereden gelip nereye gidiyor ve asli vazifeleri nelerdir?”

İnsan bir yolcudur. Yolculuk ruhlar âleminde başladı; çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlık ve olgunluktan sonra kabre; kabirden de haşre kadar devam edecek. Haşirde kendini yaratan zatın huzurundaki hesabıyla birlikte yolculuk ebede kadar sürecek.Nursi, Mesnevî-i Nûriye, Onuncu Risale, 290.

İnsan başıboş değildir. İnsan ipi boğazına sarılmış, istediği yerde otlayan bir at, bir hayvan gibi olamaz. İnsan üzerinde ilâhî bir tasarruf vardır. Çünkü insanı yaratan zat kâinatı ve insanın ihtiyaçlarını yaratmış ve ona nimetler ihsan etmiştir. Aklı, kalbi, hisleri; kulak, göz ve burun gibi azaları yanında tefekkür kabiliyeti, konuşma melekesi ve düşünme istidadıyla insan harikulade nimetlere sahip kılınmıştır. Ölüp çürümek, toprağa yatıp kalkmamak ya da hayvanlara yem olmak için şunca nimetlerle donatılmak israf olmaz mı? Öyleyse şu kısacık hayattan istenen yeme-içme ve uyumanın dışında başka şeyler olmalıdır. Her şehri en az yüz kere mezara boşaltan ölümün her insandan hayatı yaşamaktan ziyade istediği şeyler vardır.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İman İnsanın Meyvesidir
İman İnsanın Meyvesidir
(last modified 1 yıl önce)
İman İnsanın Meyvesidir Kâinata dikkatle bakan her aklın ilk soruları şunlardır: “İnsan nedir, nereden gelip nereye gidiyor ve asli vazifeleri nelerdir?” İnsan bir yolcudur. Yolculuk ruhlar âleminde başladı; çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlık ve olgunluktan sonra kabre; kabirden de haşre kadar devam edecek. Haşirde kendini yaratan zatın huzurundaki hesabıyla birlikte yolculuk ebede kadar sürecek.Nursi, Mesnevî-i Nûriye, Onuncu Risale, 290. İnsan başıboş değildir. İnsan ipi boğazına sarılmış, istediği yerde otlayan bir at, bir hayvan gibi olamaz. İnsan üzerinde ilâhî bir tasarruf vardır. Çünkü insanı yaratan zat kâinatı ve insanın ihtiyaçlarını yaratmış ve ona nimetler ihsan etmiştir. Aklı, kalbi, hisleri; kulak, göz ve burun gibi azaları yanında tefekkür kabiliyeti, konuşma melekesi ve düşünme istidadıyla insan harikulade nimetlere sahip kılınmıştır. Ölüp çürümek, toprağa yatıp kalkmamak ya da hayvanlara yem olmak için şunca nimetlerle donatılmak israf olmaz mı? Öyleyse şu kısacık hayattan istenen yeme-içme ve uyumanın dışında başka şeyler olmalıdır. Her şehri en az yüz kere mezara boşaltan ölümün her insandan hayatı yaşamaktan ziyade istediği şeyler vardır. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İçerik bulunamadı.