Senkronize edildi.

Doç. Dr. Veysel KASAR Tedbir ve Ölüm

Tedbir ve Ölüm

Cenâb-ı Hak kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gelecek hadiseleri yaratmadan önce takdir etmiştir. Büyük küçük her şey ve hadisenin nerede, hangi zamanda meydana geleceği yazılıdır. Her şeyin ilâhî ilmin bir ünvanı olan levh-i mahfûzda yazılmasına kader, bunların ilim ve programa uygun şekilde yaratılmasına da kaza denir. Bu haliyle kader ve kaza Allah’ın irade ve kudret sıfatlarının zaruri bir neticesi ve gereğidir. Zira bunların yazılması bir ilim ve iradeye, yaratılmaları da kudrete bağlıdır. Cenâb-ı Hakk’ın ilim, irade ve diğer sıfatlarının gereği olarak takdiri kader; bunları yaratması da kazadır.

Kadere “O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 10 Eylül 2024), el-Furkân 25/2. وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يراً ayeti işaret eder.

Kader kazadan daha kapsamlıdır. Çünkü her kaza olan (ortaya çıkan, yaratılan) kaderde vardır. Fakat kaderde olan her şey henüz kaza edilmemiştir. Cenâb-ı Hak ezelde asi olmanın ya da salih bir insan olarak yaşamanın kaide ve prensiplerini takdir ve tayin etmiştir. Allah’ın devamlı yasaklarını işleyen isyankâr, iyi ve güzel fiilleri yapan da salih kul olur. Dünyevi hayatın kanunlarını da yaratan Allah’tır. Hayatını refah ve saadet içinde geçirmenin yolunu çizen ve gösteren de Allah’tır. Tembellikten uzak duran, çalışan ve kabiliyetlerini faydalı şeylere yönelten insan bahtiyar; aciz, miskin ve tembeller de meskenet ve zillete düşer. Her iki durum da kaderdir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Tedbir ve Ölüm
Tedbir ve Ölüm
(last modified 1 yıl önce)
Tedbir ve Ölüm Cenâb-ı Hak kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gelecek hadiseleri yaratmadan önce takdir etmiştir. Büyük küçük her şey ve hadisenin nerede, hangi zamanda meydana geleceği yazılıdır. Her şeyin ilâhî ilmin bir ünvanı olan levh-i mahfûzda yazılmasına kader, bunların ilim ve programa uygun şekilde yaratılmasına da kaza denir. Bu haliyle kader ve kaza Allah’ın irade ve kudret sıfatlarının zaruri bir neticesi ve gereğidir. Zira bunların yazılması bir ilim ve iradeye, yaratılmaları da kudrete bağlıdır. Cenâb-ı Hakk’ın ilim, irade ve diğer sıfatlarının gereği olarak takdiri kader; bunları yaratması da kazadır. Kadere “O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 10 Eylül 2024), el-Furkân 25/2. وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يراً ayeti işaret eder. Kader kazadan daha kapsamlıdır. Çünkü her kaza olan (ortaya çıkan, yaratılan) kaderde vardır. Fakat kaderde olan her şey henüz kaza edilmemiştir. Cenâb-ı Hak ezelde asi olmanın ya da salih bir insan olarak yaşamanın kaide ve prensiplerini takdir ve tayin etmiştir. Allah’ın devamlı yasaklarını işleyen isyankâr, iyi ve güzel fiilleri yapan da salih kul olur. Dünyevi hayatın kanunlarını da yaratan Allah’tır. Hayatını refah ve saadet içinde geçirmenin yolunu çizen ve gösteren de Allah’tır. Tembellikten uzak duran, çalışan ve kabiliyetlerini faydalı şeylere yönelten insan bahtiyar; aciz, miskin ve tembeller de meskenet ve zillete düşer. Her iki durum da kaderdir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Muhasebe Ölmeden Yapılır

Muhasebe Ölmeden Yapılır

Hayat akıp gidiyor ve günler süratle geçiyor. Zaman çarkları arasında dünyamız bizi de mahall-i maksûda (varılmak istenen yere) taşıyor. Bu sürat sırasında bazen kendimizi düşünmeye bile fırsat kalmadığı oluyor. Halbuki “Ey iman edenler size nefisleriniz gereklidir.” diyen Kur’ân kendimizi hesaba çekmeyi emretmiyor mu?

Düşünmek halini, geçmişini ve istikbalini hesaba katmak insanın özelliğidir. Bu sebeple filozoflar insanı düşünen canlı diye tarif etmişler. Mukaddes kitabımız Kur’ân bizi sık sık düşünmeye çağırır. “Niçin akletmiyorsunuz? Hâlâ ibret almayacak mısınız? Tefekkür etmiyor musunuz?” diye ikaz eder. Gerçekten. Kur’ân’daki bu ikazlar insan olan insana çok dersler anlatır.

Tirmizî’de yer alan bir hadisin manası şöyledir: “Akıllı kimse kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse nefsini hevasına tabi kılar ve Allah’tan olmayacak şeyler bekler.”Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre b. Mûsâ b. ed-Dahhâk et-Tirmizî Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Sıfatü’l-Kıyâme, 20 (No. 2627).

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Muhasebe Ölmeden Yapılır
Muhasebe Ölmeden Yapılır
(last modified 1 yıl önce)
Muhasebe Ölmeden Yapılır Hayat akıp gidiyor ve günler süratle geçiyor. Zaman çarkları arasında dünyamız bizi de mahall-i maksûda (varılmak istenen yere) taşıyor. Bu sürat sırasında bazen kendimizi düşünmeye bile fırsat kalmadığı oluyor. Halbuki “Ey iman edenler size nefisleriniz gereklidir.” diyen Kur’ân kendimizi hesaba çekmeyi emretmiyor mu? Düşünmek halini, geçmişini ve istikbalini hesaba katmak insanın özelliğidir. Bu sebeple filozoflar insanı düşünen canlı diye tarif etmişler. Mukaddes kitabımız Kur’ân bizi sık sık düşünmeye çağırır. “Niçin akletmiyorsunuz? Hâlâ ibret almayacak mısınız? Tefekkür etmiyor musunuz?” diye ikaz eder. Gerçekten. Kur’ân’daki bu ikazlar insan olan insana çok dersler anlatır. Tirmizî’de yer alan bir hadisin manası şöyledir: “Akıllı kimse kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse nefsini hevasına tabi kılar ve Allah’tan olmayacak şeyler bekler.”Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre b. Mûsâ b. ed-Dahhâk et-Tirmizî Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Sıfatü’l-Kıyâme, 20 (No. 2627). … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Hangi Tevekkül Doğru?

Hangi Tevekkül Doğru?

Kur’ân insanın dünyevi ve uhrevi hayatını birlikte düzenler. İlâhî kitaplar Allah’ın kullarından razı olacağı emirleri bildirirken insanların maddi hayatını da fıtri bir seyir altına alır. Bu cümleden olarak Kur’ân’ımızda hem ruhi hem fizikî hem de beşerî bütün ihtiyaçlarımıza cevap verecek dertlere deva, gönüllere şifa reçeteler bulunmaktadır. Fakat bunlardan bir kısmı inceleme ile bir kısmı da insanın Allah ile ilişkisi sayesinde hissedilir, anlaşılır.

Yanlış anlaşılan mefhumlardan birisi de tevekküldür. Müslümanlar “Bir lokma, bir hırka.” deyip uzlete çekilmiş insanlar mıdır? Yoksa “Dünya ahiretin tarlasıdır.” diyerek dünyevi nimetlerden hissesini unutmayan basiretli kimseler mi? Elbette ikincisi olmak durumundadır. Fakat yıllardır mütedeyyin insanları maddi imkânlardan mahrum etmek isteyen gizli bazıları bu zehirli anlayışı haksız şekilde Müslümanlara mal etme gayreti içinde olmuştur. Pek az da olsa hâlâ bugün Kur’ân’a ters olan şu mantığa sahip kimseler bulunabilir.

Kur’ân bize tevekkülü emrediyor. Çünkü tevekkül edebilmek imanın bir derecesidir. Hadislerde tevekkül edip Allah’a dayanan insanların faziletlerinden bahsedilir. Gerçek de o ki tevekkül etmek bir vazife ve imandan bir parçadır. Fakat tevekkülü doğru ve isabetli tatbik etmek gerektir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Hangi Tevekkül Doğru?
Hangi Tevekkül Doğru?
(last modified 1 yıl önce)
Hangi Tevekkül Doğru? Kur’ân insanın dünyevi ve uhrevi hayatını birlikte düzenler. İlâhî kitaplar Allah’ın kullarından razı olacağı emirleri bildirirken insanların maddi hayatını da fıtri bir seyir altına alır. Bu cümleden olarak Kur’ân’ımızda hem ruhi hem fizikî hem de beşerî bütün ihtiyaçlarımıza cevap verecek dertlere deva, gönüllere şifa reçeteler bulunmaktadır. Fakat bunlardan bir kısmı inceleme ile bir kısmı da insanın Allah ile ilişkisi sayesinde hissedilir, anlaşılır. Yanlış anlaşılan mefhumlardan birisi de tevekküldür. Müslümanlar “Bir lokma, bir hırka.” deyip uzlete çekilmiş insanlar mıdır? Yoksa “Dünya ahiretin tarlasıdır.” diyerek dünyevi nimetlerden hissesini unutmayan basiretli kimseler mi? Elbette ikincisi olmak durumundadır. Fakat yıllardır mütedeyyin insanları maddi imkânlardan mahrum etmek isteyen gizli bazıları bu zehirli anlayışı haksız şekilde Müslümanlara mal etme gayreti içinde olmuştur. Pek az da olsa hâlâ bugün Kur’ân’a ters olan şu mantığa sahip kimseler bulunabilir. Kur’ân bize tevekkülü emrediyor. Çünkü tevekkül edebilmek imanın bir derecesidir. Hadislerde tevekkül edip Allah’a dayanan insanların faziletlerinden bahsedilir. Gerçek de o ki tevekkül etmek bir vazife ve imandan bir parçadır. Fakat tevekkülü doğru ve isabetli tatbik etmek gerektir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İnsan Duaya Muhtaç

İnsan Duaya Muhtaç

Allah’a inanmayan kişiler bile insan olarak şuuraltındaki motiflerin sevki ile kendisini yaratan bir zatı arıyor. Mütedeyyin olmayan birçok insanın bile dua ettikleri görülmüştür. Kur’ân’da bu ve buna benzer insanların dualarının mahiyeti anlatılır.

Kur’ân’da dua Allah’ın birliğini kabul etmek anlamına gelen tevhitle bütünleşmiştir. “Çağırmak, davet etmek, dua etmek, ibadet etmek” manalarında kullanılan bu kelime çoğu yerde iman ile küfür arasında bir perde gibi durmaktadır.

Rabbimiz de bize kendine karşı dua ve niyaz halinde olmamızı emrediyor. Bazı alimler bu emirden hareketle kulun duasından Allah’ın da onun zatına mahsus, mukaddes bir memnuniyet sahibi olduğu sonuca varmışlardır. Hadîs-i şerîf ve kutsi hadislerde bu mesele dile getirilmiştir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İnsan Duaya Muhtaç
İnsan Duaya Muhtaç
(last modified 1 yıl önce)
İnsan Duaya Muhtaç Allah’a inanmayan kişiler bile insan olarak şuuraltındaki motiflerin sevki ile kendisini yaratan bir zatı arıyor. Mütedeyyin olmayan birçok insanın bile dua ettikleri görülmüştür. Kur’ân’da bu ve buna benzer insanların dualarının mahiyeti anlatılır. Kur’ân’da dua Allah’ın birliğini kabul etmek anlamına gelen tevhitle bütünleşmiştir. “Çağırmak, davet etmek, dua etmek, ibadet etmek” manalarında kullanılan bu kelime çoğu yerde iman ile küfür arasında bir perde gibi durmaktadır. Rabbimiz de bize kendine karşı dua ve niyaz halinde olmamızı emrediyor. Bazı alimler bu emirden hareketle kulun duasından Allah’ın da onun zatına mahsus, mukaddes bir memnuniyet sahibi olduğu sonuca varmışlardır. Hadîs-i şerîf ve kutsi hadislerde bu mesele dile getirilmiştir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Dua Bir İbadettir

Dua Bir İbadettir

Dua bir kulluktur. İnsan duasıyla Allah’a yaklaşır ve bu ibadetiyle yücelir ve kemal kazanır. Duanın belirli şartları vardır. Şartlarını taşıyan bir duanın genellikle kabul edilmesi ümit edilir.

Cenâb-ı Hak bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmuş ve duayı emretmiştir. Duasız bir kulluk düşünülemez. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) Allah’tan bir şey istemeyen kimseye Allah’ın öfkeleneceğini bildirmiştir.Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 3 (No. 3669). “Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3667). Şu hadisin izahı sayılabilecek birçok hadise yaşanmıştır. Çünkü dua Allah’a kul olmanın büyük bir sırrını taşımaktır. Hatta dua ubudiyetin ruhu hükmündedir.Bediüzzaman Said Nursi, Mektûbât (Erişim 14 Temmuz 2024), Yirmi Dördüncü Mektup, Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, 422.

Ruhsuz, öz cevheri olmayan, hayat suyu çıkarılmış ve damarlara kan gönderen kalbi çalışmayan bir insan düşünmemiz imkânsızdır. İşte dua insanın manevi yönü için böyledir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Dua Bir İbadettir
Dua Bir İbadettir
(last modified 1 yıl önce)
Dua Bir İbadettir Dua bir kulluktur. İnsan duasıyla Allah’a yaklaşır ve bu ibadetiyle yücelir ve kemal kazanır. Duanın belirli şartları vardır. Şartlarını taşıyan bir duanın genellikle kabul edilmesi ümit edilir. Cenâb-ı Hak bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmuş ve duayı emretmiştir. Duasız bir kulluk düşünülemez. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) Allah’tan bir şey istemeyen kimseye Allah’ın öfkeleneceğini bildirmiştir.Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 3 (No. 3669). “Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3667). Şu hadisin izahı sayılabilecek birçok hadise yaşanmıştır. Çünkü dua Allah’a kul olmanın büyük bir sırrını taşımaktır. Hatta dua ubudiyetin ruhu hükmündedir.Bediüzzaman Said Nursi, Mektûbât (Erişim 14 Temmuz 2024), Yirmi Dördüncü Mektup, Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, 422. Ruhsuz, öz cevheri olmayan, hayat suyu çıkarılmış ve damarlara kan gönderen kalbi çalışmayan bir insan düşünmemiz imkânsızdır. İşte dua insanın manevi yönü için böyledir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İmanı Artırmaya İhtiyaç

İmanı Artırmaya İhtiyaç

İnsanın dünyaya gönderilme sebebi Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanımanın ve onunla rabıta kurmanın en açık alameti de imandır. İman insana kıymet verir ve onu cennete layık bir kıymete yükseltir. İnsanın yaratılışındaki harika sanat eserleri de ancak imanla seyredilir. Bu sebepledir ki imansız insan manevi ve ruhani mefhumlara hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermez.

Dünya hayatı insanı ebedî âlemdeki huzura ve saadet ülkesine hazırlamak için bir basamaktır. Dünya nimetlerini iman penceresinden bakarak değerlendiren insanlar ebedî saadete erecektir. Hadîs-i şerîfte “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyrulmuş ve dünya tarlasına amel tohumlarını saçanların ahirette saadet güllerini derleyecekleri bildirilmiştir.

Şüphesiz ki ebedî saadet nimetini kazanmak için iman olması ve ömrün son nefesine kadar da bu imanın ayakta kalması gerekir. Bu hedef için imana yönelik ve onun varlığına zarar veren tehlikelerden devamlı uzak olmak lazımdır. Çünkü iman güzel amelle beslenir ve farzları yaparak insan kalbinde sağlamlık kazanır.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İmanı Artırmaya İhtiyaç
İmanı Artırmaya İhtiyaç
(last modified 1 yıl önce)
İmanı Artırmaya İhtiyaç İnsanın dünyaya gönderilme sebebi Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanımanın ve onunla rabıta kurmanın en açık alameti de imandır. İman insana kıymet verir ve onu cennete layık bir kıymete yükseltir. İnsanın yaratılışındaki harika sanat eserleri de ancak imanla seyredilir. Bu sebepledir ki imansız insan manevi ve ruhani mefhumlara hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermez. Dünya hayatı insanı ebedî âlemdeki huzura ve saadet ülkesine hazırlamak için bir basamaktır. Dünya nimetlerini iman penceresinden bakarak değerlendiren insanlar ebedî saadete erecektir. Hadîs-i şerîfte “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyrulmuş ve dünya tarlasına amel tohumlarını saçanların ahirette saadet güllerini derleyecekleri bildirilmiştir. Şüphesiz ki ebedî saadet nimetini kazanmak için iman olması ve ömrün son nefesine kadar da bu imanın ayakta kalması gerekir. Bu hedef için imana yönelik ve onun varlığına zarar veren tehlikelerden devamlı uzak olmak lazımdır. Çünkü iman güzel amelle beslenir ve farzları yaparak insan kalbinde sağlamlık kazanır. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Muhammet Suphi KILIÇ Duanın Önemiyle İlgili Ayetler

Duanın Önemiyle İlgili Ayetler

“Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

“Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.”el-A’râf 7/55. اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً

“Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”el-A’râf 7/56. وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاً اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

“De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’”el-Furkân 25/77. قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْ

“Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ

“O, diridir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) ona dua edin. Hamt âlemlerin Rabbine mahsustur.”el-Mü’min 40/65. هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Duanın Önemiyle İlgili Ayetler
Duanın Önemiyle İlgili Ayetler
(last modified 1 yıl önce)
Duanın Önemiyle İlgili Ayetler “Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.”el-A’râf 7/55. اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً “Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”el-A’râf 7/56. وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاً اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ “De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’”el-Furkân 25/77. قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْ “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ “O, diridir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) ona dua edin. Hamt âlemlerin Rabbine mahsustur.”el-Mü’min 40/65. هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

İçerik bulunamadı.