Senkronize edildi.

Doç. Dr. Veysel KASAR Musibetten Çıkan Netice

Musibetten Çıkan Netice

“Konuşan yalnız hakikattir.” başlığı altında Bediüzzaman’ın şu mektubunu birçok kimse okumuştur: “Risale-i Nur’da ispat edilmiştir ki bazen zulüm içinde adalet tecelli eder. Yani insan bir sebeple bir haksızlığa, bir zulme maruz kalır; başına bir felaket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur. Bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vakıa adaletin tecellisine bir vesile olur. Kader-i İlâhî başka bir sebepten dolayı cezaya, mahkûmiyete istihkak kesp etmiş olan o kimseyi bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır; felakete düşürür. Bu, adâlet-i İlâhînin bir nevi tecellisidir.”Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası (Erişim 9 Eylül 2024), Emirdağ Lahikası – II, 69. Mektup, 451.

İnsan hiçbir hadisenin kadere bakan yönünü hemen fark edemez. Fakat Allah her şeyin içini, dışını, özünü ve mahiyetini bir anda görür. Kur’ân ayetinde de buna dikkat çekilmiştir: “Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 9 Eylül 2024), el-Bakara 2/216. وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ayeti bunu anlatır.

İnsan his ve hevesleriyle hadiselere bakarsa kaderin hükmünü görmeye imkân bulamaz. Bize göre hayır olan bir mesele belki de şerlidir. Bizim için şerli gibi görünen bir başka hadise ise hayırlı neticelere vesile olabilir. Çünkü insan olayların çoğunlukla nefsinin hoşuna giden yönlerine bakar.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Musibetten Çıkan Netice
Musibetten Çıkan Netice
(last modified 1 yıl önce)
Musibetten Çıkan Netice “Konuşan yalnız hakikattir.” başlığı altında Bediüzzaman’ın şu mektubunu birçok kimse okumuştur: “Risale-i Nur’da ispat edilmiştir ki bazen zulüm içinde adalet tecelli eder. Yani insan bir sebeple bir haksızlığa, bir zulme maruz kalır; başına bir felaket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur. Bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vakıa adaletin tecellisine bir vesile olur. Kader-i İlâhî başka bir sebepten dolayı cezaya, mahkûmiyete istihkak kesp etmiş olan o kimseyi bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır; felakete düşürür. Bu, adâlet-i İlâhînin bir nevi tecellisidir.”Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası (Erişim 9 Eylül 2024), Emirdağ Lahikası – II, 69. Mektup, 451. İnsan hiçbir hadisenin kadere bakan yönünü hemen fark edemez. Fakat Allah her şeyin içini, dışını, özünü ve mahiyetini bir anda görür. Kur’ân ayetinde de buna dikkat çekilmiştir: “Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 9 Eylül 2024), el-Bakara 2/216. وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ayeti bunu anlatır. İnsan his ve hevesleriyle hadiselere bakarsa kaderin hükmünü görmeye imkân bulamaz. Bize göre hayır olan bir mesele belki de şerlidir. Bizim için şerli gibi görünen bir başka hadise ise hayırlı neticelere vesile olabilir. Çünkü insan olayların çoğunlukla nefsinin hoşuna giden yönlerine bakar. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Zaferin Katilleri

Zaferin Katilleri

Hayat birçok meşakkat ve sıkıntıları içinde barındırır. O, bir harekettir. Sıkıntı, elem ve meşakkatler hareketin motoru ve zembereğidir. İnsana verilen gayret ve azim bu vesile ile ortaya çıkar. Hayat akan bir nehir gibidir. Nehir her zaman düz bir araziden gitmez. Kimi zaman dümdüz ovaları, sakin sakin yalayıp gider; bazen de sarp kayalıklar arasından çağlayanlar halinde kulakları dolduran ve yürekleri hoplatan sesler çıkarıp içimizde hoş bir ürperti bırakarak akar.

Bütün zıtlıklara rağmen değişmeyen bir şey vardır: Hayatın hareket, faaliyet, mücadele ve gayret sahası oluşu… İnsanın gayreti, himmeti, çalışma ve azim gücü devamlı bilenmeye ihtiyaç duyar. Hayatın farklı hareketleri onları biler ve iş görme kabiliyetini ortaya çıkarır.

Hayat içindeki zorlukları ancak yüksek himmet sahipleri aşabilir. Fakat bunun hiçbir zaman kolay olmadığı yaşanan bir gerçektir. Kimileri bu yolda teslimiyeti seçer. Azmini, gayretini ve mücadelesini salıverip mağlubiyet zilletine mahkûm olur. Böyle durumlarda Kur’ân’ın “Allah sabredenlerle beraberdir.”el-Bakara 2/153. اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ayetini hatırlayıp Allah’a sığınmak gerekiyor. Çünkü Allah’ı yardımcı kabul edenlerin aşamayacakları şey yoktur.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Zaferin Katilleri
Zaferin Katilleri
(last modified 1 yıl önce)
Zaferin Katilleri Hayat birçok meşakkat ve sıkıntıları içinde barındırır. O, bir harekettir. Sıkıntı, elem ve meşakkatler hareketin motoru ve zembereğidir. İnsana verilen gayret ve azim bu vesile ile ortaya çıkar. Hayat akan bir nehir gibidir. Nehir her zaman düz bir araziden gitmez. Kimi zaman dümdüz ovaları, sakin sakin yalayıp gider; bazen de sarp kayalıklar arasından çağlayanlar halinde kulakları dolduran ve yürekleri hoplatan sesler çıkarıp içimizde hoş bir ürperti bırakarak akar. Bütün zıtlıklara rağmen değişmeyen bir şey vardır: Hayatın hareket, faaliyet, mücadele ve gayret sahası oluşu… İnsanın gayreti, himmeti, çalışma ve azim gücü devamlı bilenmeye ihtiyaç duyar. Hayatın farklı hareketleri onları biler ve iş görme kabiliyetini ortaya çıkarır. Hayat içindeki zorlukları ancak yüksek himmet sahipleri aşabilir. Fakat bunun hiçbir zaman kolay olmadığı yaşanan bir gerçektir. Kimileri bu yolda teslimiyeti seçer. Azmini, gayretini ve mücadelesini salıverip mağlubiyet zilletine mahkûm olur. Böyle durumlarda Kur’ân’ın “Allah sabredenlerle beraberdir.”el-Bakara 2/153. اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ayetini hatırlayıp Allah’a sığınmak gerekiyor. Çünkü Allah’ı yardımcı kabul edenlerin aşamayacakları şey yoktur. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İslâm Kolaylıktır

İslâm Kolaylıktır

Bir hayat ve fıtrat dini olan İslâmiyet’in en mühim özelliklerinden birisi kolaylık dini olmasıdır. İslâm’da asıl olan kolaylıktır. Onu katı emir ve yasaklar sistemi olarak takdim etmek yanlıştır. Bu tarz bir hareket insanların İslâmiyet’ten uzaklaşmasına sebep olur. Bu, İslâmiyet’i bir bütün halinde anlamamış olmanın da bir işaretidir. Çünkü İslam’ın emirlerini gönderen Rabbimiz insanların ruhi ve bedeni sıkıntılar içinde kıvranmasını değil, insanların huzur ve saadetini hedef almıştır.

Bu husus pek çok âyet-i kerîmede ifade edilmiştir. Kur’ân hükümlerine ve sünnete bakıldığı zaman mesele kolaylıkla anlaşılacak kadar açıktır. Mevzuyla ilgili şu ayetler bize fikir vermeye yetecektir: “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.”el-Bakara 2/185. يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَ, “O, dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.”el-Hac 22/78. وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدّ۪ينِ مِنْ حَرَجٍ, “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.”el-Bakara 2/286. لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا

Peygamberimiz de (s.a.v.) değişik vesilelerle İslâmiyet’in kolaylık üzerine bina edildiğini ifade etmiştir. Onu zorlaştırmaya çalışanları ya da dünyadan el etek çekerek dünyevi meşru nimetleri bile terk edenleri ikaz etmiştir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İslâm Kolaylıktır
İslâm Kolaylıktır
(last modified 1 yıl önce)
İslâm Kolaylıktır Bir hayat ve fıtrat dini olan İslâmiyet’in en mühim özelliklerinden birisi kolaylık dini olmasıdır. İslâm’da asıl olan kolaylıktır. Onu katı emir ve yasaklar sistemi olarak takdim etmek yanlıştır. Bu tarz bir hareket insanların İslâmiyet’ten uzaklaşmasına sebep olur. Bu, İslâmiyet’i bir bütün halinde anlamamış olmanın da bir işaretidir. Çünkü İslam’ın emirlerini gönderen Rabbimiz insanların ruhi ve bedeni sıkıntılar içinde kıvranmasını değil, insanların huzur ve saadetini hedef almıştır. Bu husus pek çok âyet-i kerîmede ifade edilmiştir. Kur’ân hükümlerine ve sünnete bakıldığı zaman mesele kolaylıkla anlaşılacak kadar açıktır. Mevzuyla ilgili şu ayetler bize fikir vermeye yetecektir: “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.”el-Bakara 2/185. يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَ, “O, dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.”el-Hac 22/78. وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدّ۪ينِ مِنْ حَرَجٍ, “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.”el-Bakara 2/286. لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا Peygamberimiz de (s.a.v.) değişik vesilelerle İslâmiyet’in kolaylık üzerine bina edildiğini ifade etmiştir. Onu zorlaştırmaya çalışanları ya da dünyadan el etek çekerek dünyevi meşru nimetleri bile terk edenleri ikaz etmiştir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Veren Elin Üstünlüğü

Veren Elin Üstünlüğü

Üç aylar manevi ticaret mevsimidir. Bu aylarda verilen sadaka, zekât, hediye ve ihsanlar bire bin karşılık görebilir. Şefkat ve rahmet sahibi Rabbimizin biz müminler için ebedî hayat seferi esnasında önümüzde kurduğu bir panayır ve manevi ticaret pazarı olan Ramazan’da her iyilik kat kat sevaba vesile olabilir.

Sadece farz olan zekâtları değil, onun üzerinde ilave sadaka ve ihsanlara gayret etmenin tam zamanıdır. Farzları yerine getirmek elbette ki gereklidir ve güzeldir. Fakat çoğunluğun muhtaç ve sıkıntı içinde bulunduğu şartlarda diğer sadaka türlerinden de her Müslüman üzerine düşeni yapmaya gayret etmelidir.

Bir ayette Rabbimiz “Onlar seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) ‘Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız.’ Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.”el-İnsân 76/8-11. وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً ٭ اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُوراً ٭ اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْماً عَبُوساً قَمْطَر۪يراً ٭ فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰيهُمْ نَضْرَةً وَسُرُوراً buyurmuştur.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Veren Elin Üstünlüğü
Veren Elin Üstünlüğü
(last modified 1 yıl önce)
Veren Elin Üstünlüğü Üç aylar manevi ticaret mevsimidir. Bu aylarda verilen sadaka, zekât, hediye ve ihsanlar bire bin karşılık görebilir. Şefkat ve rahmet sahibi Rabbimizin biz müminler için ebedî hayat seferi esnasında önümüzde kurduğu bir panayır ve manevi ticaret pazarı olan Ramazan’da her iyilik kat kat sevaba vesile olabilir. Sadece farz olan zekâtları değil, onun üzerinde ilave sadaka ve ihsanlara gayret etmenin tam zamanıdır. Farzları yerine getirmek elbette ki gereklidir ve güzeldir. Fakat çoğunluğun muhtaç ve sıkıntı içinde bulunduğu şartlarda diğer sadaka türlerinden de her Müslüman üzerine düşeni yapmaya gayret etmelidir. Bir ayette Rabbimiz “Onlar seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) ‘Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız.’ Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.”el-İnsân 76/8-11. وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً ٭ اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُوراً ٭ اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْماً عَبُوساً قَمْطَر۪يراً ٭ فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰيهُمْ نَضْرَةً وَسُرُوراً buyurmuştur. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İyilik Yaparken Minnetten Sakınmak

İyilik Yaparken Minnetten Sakınmak

İhlaslı ihsan Allah namına vermek ve Allah namına almaktır. Fakat insanların çoğu bundan gafildir. Malın, zenginlik ve servetin asıl sahibi Allah olduğu için onun namına vermek ve onun namına almak lazımken çoğunlukla ya veren ya da alan bu hakikatten uzak hareket eder. Zengin “kendi namına verir, zımni (gizli) bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün’im-i Hakîkî’ye (gerçek nimet verici olan Allah’a) ait şükrü, senayı zahiri esbaba (görünürdeki sebeplere) verir; hata eder.”Nursi, Mektûbât, İkinci Mektup, 36.

Sadece verenin değil, alanın da aynı hissi ve şuuru taşıması ihsanların yerini bulması için şarttır. Allah’a ait olması gereken minnet ve şükrün insan ve diğer sebeplere hasredilmesi büyük bir hatadır. “Bir zerre ihlaslı amel batmanlarla halis olmayana tercih edilir.” hakikatince ihsanın sayısı itibarıyla çokluğu yerine ihlasın keyfiyetine dikkat lazımdır. Çünkü kemiyetin (niceliğin) keyfiyete (niteliğe) göre kıymeti yoktur.

Kur’ân bu tür ihsanlarla Allah rızası için yapılanları müşahhas misallerle açıklamıştır: “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.”el-Bakara 2/264. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداً لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İyilik Yaparken Minnetten Sakınmak
İyilik Yaparken Minnetten Sakınmak
(last modified 358 gün önce)
İyilik Yaparken Minnetten Sakınmak İhlaslı ihsan Allah namına vermek ve Allah namına almaktır. Fakat insanların çoğu bundan gafildir. Malın, zenginlik ve servetin asıl sahibi Allah olduğu için onun namına vermek ve onun namına almak lazımken çoğunlukla ya veren ya da alan bu hakikatten uzak hareket eder. Zengin “kendi namına verir, zımni (gizli) bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün’im-i Hakîkî’ye (gerçek nimet verici olan Allah’a) ait şükrü, senayı zahiri esbaba (görünürdeki sebeplere) verir; hata eder.”Nursi, Mektûbât, İkinci Mektup, 36. Sadece verenin değil, alanın da aynı hissi ve şuuru taşıması ihsanların yerini bulması için şarttır. Allah’a ait olması gereken minnet ve şükrün insan ve diğer sebeplere hasredilmesi büyük bir hatadır. “Bir zerre ihlaslı amel batmanlarla halis olmayana tercih edilir.” hakikatince ihsanın sayısı itibarıyla çokluğu yerine ihlasın keyfiyetine dikkat lazımdır. Çünkü kemiyetin (niceliğin) keyfiyete (niteliğe) göre kıymeti yoktur. Kur’ân bu tür ihsanlarla Allah rızası için yapılanları müşahhas misallerle açıklamıştır: “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.”el-Bakara 2/264. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداً لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR İhlasla Vermenin Ölçüsü

İhlasla Vermenin Ölçüsü

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Dünyadaki eylemler ahirette niyetlere göre meyve verecek ve herkes niyet ettiğini bulacaktır. Güzel bir niyetle gayet basit işler sahibi için kurtuluşa vesile olabildiği gibi insana göre kıymetsiz görülen bir hal ve tavır da Allah’ın şiddetli azabına sebep teşkil edebilir.

Bu sırrı dikkate veren şu ifadeler niyetin ehemmiyetini gösterir: “Niyette öyle bir hasiyet (özellik) vardır ki seyyiâtı (günahları) hasenâta (iyiliklere) ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder (dönüştürür).”Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 31 Ağustos 2024), Katre, Hatime, Dördüncü Hakikat, 96.

Bize göre imrenilecek göz kamaştıran birçok işler belki Allah’ın rızasından çok uzaktadır. Görünüşü hasenat da olsa içinde seyyieler, kötü niyetler, haset, kin, gurur ve kibir gibi hastalıklar onu çürütmüş olabilir. Bunların tek istisnası vardır: Niyetin ruhu olan ihlasın her şeye hâkim olması.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İhlasla Vermenin Ölçüsü
İhlasla Vermenin Ölçüsü
(last modified 1 yıl önce)
İhlasla Vermenin Ölçüsü Ameller niyetlere göre değer kazanır. Dünyadaki eylemler ahirette niyetlere göre meyve verecek ve herkes niyet ettiğini bulacaktır. Güzel bir niyetle gayet basit işler sahibi için kurtuluşa vesile olabildiği gibi insana göre kıymetsiz görülen bir hal ve tavır da Allah’ın şiddetli azabına sebep teşkil edebilir. Bu sırrı dikkate veren şu ifadeler niyetin ehemmiyetini gösterir: “Niyette öyle bir hasiyet (özellik) vardır ki seyyiâtı (günahları) hasenâta (iyiliklere) ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder (dönüştürür).”Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 31 Ağustos 2024), Katre, Hatime, Dördüncü Hakikat, 96. Bize göre imrenilecek göz kamaştıran birçok işler belki Allah’ın rızasından çok uzaktadır. Görünüşü hasenat da olsa içinde seyyieler, kötü niyetler, haset, kin, gurur ve kibir gibi hastalıklar onu çürütmüş olabilir. Bunların tek istisnası vardır: Niyetin ruhu olan ihlasın her şeye hâkim olması. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Duaya Cevap Ayrı, Kabul Ayrı

Duaya Cevap Ayrı, Kabul Ayrı

Dua bir ibadet olması itibarıyla kulun hiçbir zaman Allah’a karşı “Duam kabul olmadı.” gibi bir şikâyete hakkı yoktur. Çünkü ibadetlerin mükafatı ahirette verilecektir. Dünyevi karşılıklar ise sadece birer teşvik olabilir.

Bu dünya hikmet yeridir. Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm isminin tecellisi her şeyin fıtri bir kanun içinde yapılması gerektiğini gösteriyor. İnsan sebepler istikametinde hareket eder.

Duada da Hakîm isminin tecellisine uyum gerekir. Allah istenen her şeyi yaratabilir. Bu, onun kudretine göre çok kolaydır. Fakat Hakîm ismi iktiza etmezse yaratmaz. Rabbimiz bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmaktadır. Fakat nice insanlar vardır da yıllardır tekrarladıkları duanın neticesini alamamıştır. Peki bu insanların duası kabul olmadı mı? Evet, dualara cevap vermek ile kabul edilmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Allah’ın bu husustaki ikazı gayet açıktır: “Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Duaya Cevap Ayrı, Kabul Ayrı
Duaya Cevap Ayrı, Kabul Ayrı
(last modified 358 gün önce)
Duaya Cevap Ayrı, Kabul Ayrı Dua bir ibadet olması itibarıyla kulun hiçbir zaman Allah’a karşı “Duam kabul olmadı.” gibi bir şikâyete hakkı yoktur. Çünkü ibadetlerin mükafatı ahirette verilecektir. Dünyevi karşılıklar ise sadece birer teşvik olabilir. Bu dünya hikmet yeridir. Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm isminin tecellisi her şeyin fıtri bir kanun içinde yapılması gerektiğini gösteriyor. İnsan sebepler istikametinde hareket eder. Duada da Hakîm isminin tecellisine uyum gerekir. Allah istenen her şeyi yaratabilir. Bu, onun kudretine göre çok kolaydır. Fakat Hakîm ismi iktiza etmezse yaratmaz. Rabbimiz bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmaktadır. Fakat nice insanlar vardır da yıllardır tekrarladıkları duanın neticesini alamamıştır. Peki bu insanların duası kabul olmadı mı? Evet, dualara cevap vermek ile kabul edilmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Allah’ın bu husustaki ikazı gayet açıktır: “Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Duamız Kabul Oldu mu?

Duamız Kabul Oldu mu?

Cenâb-ı Hak insanı imtihan ediyor. Rahmeti göndermek veya yağmursuzluk da bu imtihanın bir parçasıdır. Rahmet Allah’ın kâinatta her yerde hâkim olan, biz insanlar için en zaruri bir lütfudur. Maddi-manevi yapısıyla insan rahmetten ayrı yaşayamaz.

Birçok nimetler sebepler perdesiyle insana ulaşır. Fakat rahmette bir sebep yoktur. Bu sebepledir ki Rabbimiz Lokman Suresi’nde “beş bilinmeyen” içinde “yağmurun indirilmesini” de zikretmiştir.Lokmân 31/34. اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَداً وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ Rahmetin günümüz teknolojik imkânlarla ne zaman, nerede ve ne kadar yağacağının bilinmesi ise gayp âleminden çıkıp alametleri şehadet âlemi olan dünyada görünmesinden sonradır. Şehadet âleminde alametleri görülen rahmeti bilmek gaybı bilmek değildir.

Kur’ân’da Allah (c.c.) rahmetle ilgili ayetlerde sık sık “indirdik” kelimesini kullanmıştır. “Gökten indirme” kelimelerinde de yine onun gaybi bir hazineden gönderildiğine dikkat çekiliyor. “O; insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır.”eş-Şûrâ 42/28. وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ ayetinde bu hususa işaret edilir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Duamız Kabul Oldu mu?
Duamız Kabul Oldu mu?
(last modified 1 yıl önce)
Duamız Kabul Oldu mu? Cenâb-ı Hak insanı imtihan ediyor. Rahmeti göndermek veya yağmursuzluk da bu imtihanın bir parçasıdır. Rahmet Allah’ın kâinatta her yerde hâkim olan, biz insanlar için en zaruri bir lütfudur. Maddi-manevi yapısıyla insan rahmetten ayrı yaşayamaz. Birçok nimetler sebepler perdesiyle insana ulaşır. Fakat rahmette bir sebep yoktur. Bu sebepledir ki Rabbimiz Lokman Suresi’nde “beş bilinmeyen” içinde “yağmurun indirilmesini” de zikretmiştir.Lokmân 31/34. اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَداً وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ Rahmetin günümüz teknolojik imkânlarla ne zaman, nerede ve ne kadar yağacağının bilinmesi ise gayp âleminden çıkıp alametleri şehadet âlemi olan dünyada görünmesinden sonradır. Şehadet âleminde alametleri görülen rahmeti bilmek gaybı bilmek değildir. Kur’ân’da Allah (c.c.) rahmetle ilgili ayetlerde sık sık “indirdik” kelimesini kullanmıştır. “Gökten indirme” kelimelerinde de yine onun gaybi bir hazineden gönderildiğine dikkat çekiliyor. “O; insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır.”eş-Şûrâ 42/28. وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ ayetinde bu hususa işaret edilir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Muhammet Suphi KILIÇ Duanın Önemiyle İlgili Ayetler

Duanın Önemiyle İlgili Ayetler

“Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

“Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.”el-A’râf 7/55. اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً

“Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”el-A’râf 7/56. وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاً اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

“De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’”el-Furkân 25/77. قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْ

“Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ

“O, diridir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) ona dua edin. Hamt âlemlerin Rabbine mahsustur.”el-Mü’min 40/65. هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Duanın Önemiyle İlgili Ayetler
Duanın Önemiyle İlgili Ayetler
(last modified 1 yıl önce)
Duanın Önemiyle İlgili Ayetler “Kullarım beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm. O halde doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”el-Bakara 2/186. وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.”el-A’râf 7/55. اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً “Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”el-A’râf 7/56. وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاً اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ “De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’”el-Furkân 25/77. قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْ “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”el-Mü’min 40/60. ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ “O, diridir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) ona dua edin. Hamt âlemlerin Rabbine mahsustur.”el-Mü’min 40/65. هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

İçerik bulunamadı.