
Dua Bir İbadettir
Dua Bir İbadettir
Dua bir kulluktur. İnsan duasıyla Allah’a yaklaşır ve bu ibadetiyle yücelir ve kemal kazanır. Duanın belirli şartları vardır. Şartlarını taşıyan bir duanın genellikle kabul edilmesi ümit edilir.
Cenâb-ı Hak bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 14 Temmuz 2024), el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmuş ve duayı emretmiştir. Duasız bir kulluk düşünülemez. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) Allah’tan bir şey istemeyen kimseye Allah’ın öfkeleneceğini bildirmiştir.Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre b. Mûsâ b. ed-Dahhâk et-Tirmizî Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Deavât, 3 (No. 3669). “Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3667). Şu hadisin izahı sayılabilecek birçok hadise yaşanmıştır. Çünkü dua Allah’a kul olmanın büyük bir sırrını taşımaktır. Hatta dua ubudiyetin ruhu hükmündedir.Bediüzzaman Said Nursi, Mektûbât (Erişim 14 Temmuz 2024), Yirmi Dördüncü Mektup, Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, 422.
Ruhsuz, öz cevheri olmayan, hayat suyu çıkarılmış ve damarlara kan gönderen kalbi çalışmayan bir insan düşünmemiz imkânsızdır. İşte dua insanın manevi yönü için böyledir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Dua Bir İbadettir

1 yıl önce(last modified 300 gün önce)
Dua Bir İbadettir
Dua bir kulluktur. İnsan duasıyla Allah’a yaklaşır ve bu ibadetiyle yücelir ve kemal kazanır. Duanın belirli şartları vardır. Şartlarını taşıyan bir duanın genellikle kabul edilmesi ümit edilir.
Cenâb-ı Hak bir ayette “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 14 Temmuz 2024), el-Mü’min 40/60. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْ buyurmuş ve duayı emretmiştir. Duasız bir kulluk düşünülemez. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) Allah’tan bir şey istemeyen kimseye Allah’ın öfkeleneceğini bildirmiştir.Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre b. Mûsâ b. ed-Dahhâk et-Tirmizî Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Deavât, 3 (No. 3669). “Dua ibadetin özüdür.”Ebû Îsâ et-Tirmizî, es-Sünen, Deavât, 1 (No. 3667). Şu hadisin izahı sayılabilecek birçok hadise yaşanmıştır. Çünkü dua Allah’a kul olmanın büyük bir sırrını taşımaktır. Hatta dua ubudiyetin ruhu hükmündedir.Bediüzzaman Said Nursi, Mektûbât (Erişim 14 Temmuz 2024), Yirmi Dördüncü Mektup, Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, 422.
Ruhsuz, öz cevheri olmayan, hayat suyu çıkarılmış ve damarlara kan gönderen kalbi çalışmayan bir insan düşünmemiz imkânsızdır. İşte dua insanın manevi yönü için böyledir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İnsan Ruhu ve Dua
İnsan Ruhu ve Dua
Dünyada yerimiz yoktu, ana rahmine gelmemiştik, meçhuller âlemindeydik. Sonra kaderin programı yürürlüğe konuldu. Sudan, topraktan, bitkilerden, gıdalar içinden mukadderât üzere bir midede yoğrulup bir bünyede vazifelendirildik. Sonra da ana rahmine intikal ettik; doğduk, ağladık, büyürken ağladık, yürürken düşüp yine ağladık. Çevremizdekileri senelerce kendi emir kulumuz gibi gördük. Gözümüzden dökülen iki damla yaş çevremizin merhamet ve şefkat damarlarını harekete geçirmeye yetti. Çünkü çocuktuk, zavallıydık ve işin en mühimi de acizdik. Aczimiz anne ve baba, abla ve abilerimizin gücünü yendi, onları hizmetimize râm eyledi; yavaş yavaş güç-kuvvet sahibi olunca da onlar bizden uzaklaştılar. İnsanın hikayesini anlatıyoruz. Yaratılışın sırlı perdeleri arasından insan olma yolundaki küçük birkaç noktayı tasvir ettik.
Henüz daha ana rahmindeyken annemiz bizim için kim bilir ne dualar etti? Onlar (ana-babamız) sağlık ve sıhhat üzere bir evlat vermesi için her namazın ardından Allah’a yalvardılar. Biz dualar arasında dünyaya geldik. Çevremizdeki büyüklerin anne ve babaya “Hayırlı olsun.” temennileri ve “Allah analı-babalı büyütsün.” dualarıyla insanlığın şerefini tattık. Evet, belki de biz minicik bir bebek iken bu duaların farkında değildik. Ama çevremizdeki insanların bizi görünce en çok kullandıkları cümlelerden birisi “Mâşâallâh!” veya “Bârekallâh!” olmuştur. Sözün kısası insan dünyaya dualar arasında geliyor ve dualar arasında yetişip büyüyor. Dua hayatımızın bir parçası…
İnsan “insan olduğunu” birçok sebeplerle fark edebilir. Fakat bunların arasında en gerçekçisi belki de dua eden kişinin hâlet-i rûhiyesidir. Muhtelif zamanlarda yerli ve yabancı, inanan veya inanmayan ilim adamlarının görüşleri basın organlarına şöyle yansımıştır: “Dua eden ve hayatında duaya inananlar daha mutlu ve huzurludur.” Çünkü duada insan “insan olarak acziyetini anlayıp kendini yaratan bir kudrete sığınma ihtiyacını” hisseder. Çünkü dua kulun Allah ile beraber olduğunun ifadesidir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İnsan Ruhu ve Dua

1 yıl önce(last modified 1 yıl önce)
İnsan Ruhu ve Dua
Dünyada yerimiz yoktu, ana rahmine gelmemiştik, meçhuller âlemindeydik. Sonra kaderin programı yürürlüğe konuldu. Sudan, topraktan, bitkilerden, gıdalar içinden mukadderât üzere bir midede yoğrulup bir bünyede vazifelendirildik. Sonra da ana rahmine intikal ettik; doğduk, ağladık, büyürken ağladık, yürürken düşüp yine ağladık. Çevremizdekileri senelerce kendi emir kulumuz gibi gördük. Gözümüzden dökülen iki damla yaş çevremizin merhamet ve şefkat damarlarını harekete geçirmeye yetti. Çünkü çocuktuk, zavallıydık ve işin en mühimi de acizdik. Aczimiz anne ve baba, abla ve abilerimizin gücünü yendi, onları hizmetimize râm eyledi; yavaş yavaş güç-kuvvet sahibi olunca da onlar bizden uzaklaştılar. İnsanın hikayesini anlatıyoruz. Yaratılışın sırlı perdeleri arasından insan olma yolundaki küçük birkaç noktayı tasvir ettik.
Henüz daha ana rahmindeyken annemiz bizim için kim bilir ne dualar etti? Onlar (ana-babamız) sağlık ve sıhhat üzere bir evlat vermesi için her namazın ardından Allah’a yalvardılar. Biz dualar arasında dünyaya geldik. Çevremizdeki büyüklerin anne ve babaya “Hayırlı olsun.” temennileri ve “Allah analı-babalı büyütsün.” dualarıyla insanlığın şerefini tattık. Evet, belki de biz minicik bir bebek iken bu duaların farkında değildik. Ama çevremizdeki insanların bizi görünce en çok kullandıkları cümlelerden birisi “Mâşâallâh!” veya “Bârekallâh!” olmuştur. Sözün kısası insan dünyaya dualar arasında geliyor ve dualar arasında yetişip büyüyor. Dua hayatımızın bir parçası…
İnsan “insan olduğunu” birçok sebeplerle fark edebilir. Fakat bunların arasında en gerçekçisi belki de dua eden kişinin hâlet-i rûhiyesidir. Muhtelif zamanlarda yerli ve yabancı, inanan veya inanmayan ilim adamlarının görüşleri basın organlarına şöyle yansımıştır: “Dua eden ve hayatında duaya inananlar daha mutlu ve huzurludur.” Çünkü duada insan “insan olarak acziyetini anlayıp kendini yaratan bir kudrete sığınma ihtiyacını” hisseder. Çünkü dua kulun Allah ile beraber olduğunun ifadesidir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

DUA BÖLÜMÜ
DUA BÖLÜMÜ

1 yıl önce(last modified 1 yıl önce)
DUA BÖLÜMÜ

Kuvvetli ve Sağlam İmana Nasıl Ulaşılır?
Kuvvetli ve Sağlam İmana Nasıl Ulaşılır?
İnsan aklı, kalbi ve hissiyle devamlı değişen bir varlıktır. Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde “Ey halleri değiştiren! Bizi en güzel hale çevir.” duası yer alır. Cevşen’de de “Ey kalpleri değiştiren, ey kalpleri nurlandıran, ey kalpleri süsleyen!” şeklinde niyazlara rastlamaktayız. Bunlar insan kalbinin süratle değişmekte olduğunu göstermektedir. Zaten kalbin manası değişmek demektir.
İmanın mahalli ise kalptir. Kalp değişken olunca insanın iman konusunda nerede olduğu içinde bulunduğu şartlara bağlıdır. Nefis, heva, şeytan ve vehimler devamlı imanı yaralayan oklar savurmaktadır. Bunların hücumuna karşıdır ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illallâh’ demekle tazeleyiniz.” buyurmuştur.Zeynüddîn Muhammed Abdürraûf b. Tâcül-Ârifîn İbn Ali b. Zeynülâbidîn el-Haddâdî el-Münâvî el-Kâhirî Abdürraûf el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr (Mısır: el-Mektebetü’t-Ticâriyyetü’l-Kübrâ, 1356/1936-1937), 3/345 (No. 3581).
Bu hadisin izahını yapan Said Nursi Mektûbât adlı eserinde şöyle diyor: “İnsanın hem şahsı hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri (yenilendikleri) için her zaman tecdîd-i îmâna (iman yenilemeye) muhtaçtır. Zira insanın her bir ferdinin manen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âhar (başka biri) sayılır.”Nursi, Mektûbât, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dördüncü Mesele, 465.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Kuvvetli ve Sağlam İmana Nasıl Ulaşılır?

1 yıl önce(last modified 300 gün önce)
Kuvvetli ve Sağlam İmana Nasıl Ulaşılır?
İnsan aklı, kalbi ve hissiyle devamlı değişen bir varlıktır. Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde “Ey halleri değiştiren! Bizi en güzel hale çevir.” duası yer alır. Cevşen’de de “Ey kalpleri değiştiren, ey kalpleri nurlandıran, ey kalpleri süsleyen!” şeklinde niyazlara rastlamaktayız. Bunlar insan kalbinin süratle değişmekte olduğunu göstermektedir. Zaten kalbin manası değişmek demektir.
İmanın mahalli ise kalptir. Kalp değişken olunca insanın iman konusunda nerede olduğu içinde bulunduğu şartlara bağlıdır. Nefis, heva, şeytan ve vehimler devamlı imanı yaralayan oklar savurmaktadır. Bunların hücumuna karşıdır ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illallâh’ demekle tazeleyiniz.” buyurmuştur.Zeynüddîn Muhammed Abdürraûf b. Tâcül-Ârifîn İbn Ali b. Zeynülâbidîn el-Haddâdî el-Münâvî el-Kâhirî Abdürraûf el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr (Mısır: el-Mektebetü’t-Ticâriyyetü’l-Kübrâ, 1356/1936-1937), 3/345 (No. 3581).
Bu hadisin izahını yapan Said Nursi Mektûbât adlı eserinde şöyle diyor: “İnsanın hem şahsı hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri (yenilendikleri) için her zaman tecdîd-i îmâna (iman yenilemeye) muhtaçtır. Zira insanın her bir ferdinin manen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âhar (başka biri) sayılır.”Nursi, Mektûbât, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dördüncü Mesele, 465.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Güzel Haslet ve İman
Güzel Haslet ve İman
Salih amel, namaz, oruç ve zekât gibi farzların yerine getirilmesi insanda vicdani bir huzur meydana getirir. Bu imanın kuvvetlenmesini de netice vermektedir. Çünkü dinî vazifelerin yapılmamasıyla imanlar zaafa düşer. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Kimde üç haslet bulunursa o kimse imanın lezzetini almış olur. 1) Sevdiğini ancak Allah için sevmek. 2) Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek. 3) Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına nefret etmek.”Ebû Abdullâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm b. el-Mugîre el-Buhârî , Sahîhu’l-Buhârî, thk. Mustafâ Dîb el-Bugâ (Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1414/1993), Îmân, 8 (No. 16).
Allah için sevmek ve Allah için nefret etmek imanın hazzını almış olmanın bir neticesidir. Resulullah’a (s.a.v.) karşı duyulan sevgi de öyle. Nitekim imanî noktada sahabiler bu dereceye ulaştıklarını “Anam-babam sana feda olsun, ya Resulullah!” hitaplarıyla gösteriyordu.
Bir başka hadîs-i şerîfte de yine Allah için hareket etmenin imanla ve imanın kuvvetlenmesiyle olan irtibatı şöyle anlatılır: “Verdiğini Allah için veren, vermediğini Allah için vermeyen, sevdiğini Allah için seven, sevmediğini de Allah için sevmeyen kimse imanını kemale erdirmiş olur.”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Sünnet, 16 (No. 4681).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Güzel Haslet ve İman

1 yıl önce(last modified 293 gün önce)
Güzel Haslet ve İman
Salih amel, namaz, oruç ve zekât gibi farzların yerine getirilmesi insanda vicdani bir huzur meydana getirir. Bu imanın kuvvetlenmesini de netice vermektedir. Çünkü dinî vazifelerin yapılmamasıyla imanlar zaafa düşer. Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Kimde üç haslet bulunursa o kimse imanın lezzetini almış olur. 1) Sevdiğini ancak Allah için sevmek. 2) Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek. 3) Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına nefret etmek.”Ebû Abdullâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm b. el-Mugîre el-Buhârî , Sahîhu’l-Buhârî, thk. Mustafâ Dîb el-Bugâ (Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1414/1993), Îmân, 8 (No. 16).
Allah için sevmek ve Allah için nefret etmek imanın hazzını almış olmanın bir neticesidir. Resulullah’a (s.a.v.) karşı duyulan sevgi de öyle. Nitekim imanî noktada sahabiler bu dereceye ulaştıklarını “Anam-babam sana feda olsun, ya Resulullah!” hitaplarıyla gösteriyordu.
Bir başka hadîs-i şerîfte de yine Allah için hareket etmenin imanla ve imanın kuvvetlenmesiyle olan irtibatı şöyle anlatılır: “Verdiğini Allah için veren, vermediğini Allah için vermeyen, sevdiğini Allah için seven, sevmediğini de Allah için sevmeyen kimse imanını kemale erdirmiş olur.”Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş’as b. Şeddâd b. Amr el-Ezdî es-Sicistânî Ebû Dâvûd, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût (b.y.: Dârü’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 1430/2009), Sünnet, 16 (No. 4681).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

"Allah'ım! Bana Hidayet Ver!"
"Allah'ım! Bana Hidayet Ver!"
İnsan kalbi çabuk değişir. Bir hadîs-i şerîfte “Ey kalpleri çeviren!” nidasıyla Allah’a yalvarış vardır. Mutlak hidayet rehberi ve istikamet üzere yaşayan Allah Resulü (s.a.v.) kalbinin dönmesinden endişe ederek Allah’a dua etmiştir. O ki günahı silinmiş, işlemiş ve işlemesi muhtemel bütün günahları affedilmiştir. Buna rağmen Allah’a niyazında “Ey kalpleri çeviren!” demiştir. İbret ve ders alması gereken biz ümmetiyiz.
Bazen günlük meşgaleler insanı o kadar kuşatıyor ki sanki dünyanın merkezi bizmişiz gibi düşünmeye başlıyoruz. Fakat sıkça ihmal ettiğimiz hadise kalbimiz, onun nasıl meyillere sahip olduğu ve Allah’a karşı ubudiyet halimizdir. Fazla yoruma da girmeden burada Resulullah’ın (s.a.v.) hadislerinden bazı dualara dikkat çekmek istiyoruz.
Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) insanlar yanlış bir emniyete kapılır düşüncesiyle vefatından sonra okunmasını vasiyet ettiği bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) şöyle diyordu: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki siz günah işlememiş olsaydınız Allah sizi yok eder ve günah işleyen bir kavim getirirdi. Onlar da Allah’a istiğfar ederler, o da kendilerini affederdi.”Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh, Tevbe, 11 (No. 2749).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
"Allah'ım! Bana Hidayet Ver!"

1 yıl önce(last modified 300 gün önce)
"Allah'ım! Bana Hidayet Ver!"
İnsan kalbi çabuk değişir. Bir hadîs-i şerîfte “Ey kalpleri çeviren!” nidasıyla Allah’a yalvarış vardır. Mutlak hidayet rehberi ve istikamet üzere yaşayan Allah Resulü (s.a.v.) kalbinin dönmesinden endişe ederek Allah’a dua etmiştir. O ki günahı silinmiş, işlemiş ve işlemesi muhtemel bütün günahları affedilmiştir. Buna rağmen Allah’a niyazında “Ey kalpleri çeviren!” demiştir. İbret ve ders alması gereken biz ümmetiyiz.
Bazen günlük meşgaleler insanı o kadar kuşatıyor ki sanki dünyanın merkezi bizmişiz gibi düşünmeye başlıyoruz. Fakat sıkça ihmal ettiğimiz hadise kalbimiz, onun nasıl meyillere sahip olduğu ve Allah’a karşı ubudiyet halimizdir. Fazla yoruma da girmeden burada Resulullah’ın (s.a.v.) hadislerinden bazı dualara dikkat çekmek istiyoruz.
Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) insanlar yanlış bir emniyete kapılır düşüncesiyle vefatından sonra okunmasını vasiyet ettiği bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (s.a.v.) şöyle diyordu: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki siz günah işlememiş olsaydınız Allah sizi yok eder ve günah işleyen bir kavim getirirdi. Onlar da Allah’a istiğfar ederler, o da kendilerini affederdi.”Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh, Tevbe, 11 (No. 2749).
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İmanın Şubeleri
İmanın Şubeleri
“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.”en-Nisâ 4/136. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً
Görüldüğü gibi bu ayette imanın beş esası sayılmıştır. Kadere iman da “Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.”ed-Duhân 44/4. ف۪يهَا يُفْرَقُ كُـلُّ اَمْرٍ حَـك۪يمٍ ayeti ve başka ayetlerde dolaylı olarak geçmektedir.
İman esasları bir bütündür. Biri bir diğeri olmaksızın tam olmadığı gibi her bir esas diğerini ispat eder. “İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdani hakikattir ki tefrik kabul etmez.”Bediüzzaman Said Nursi, Şuâlar (Erişim 14 Temmuz 2024), On Birinci Şua, Meyve Risalesi, Dokuzuncu Mesele, 311. İman esaslarını birbiri içine girmiş halı atkılarına benzetmek mümkündür. İplerin biri çekilmesiyle halının bütün nakışları da sökülür.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İmanın Şubeleri

1 yıl önce(last modified 191 gün önce)
İmanın Şubeleri
“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.”en-Nisâ 4/136. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً
Görüldüğü gibi bu ayette imanın beş esası sayılmıştır. Kadere iman da “Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.”ed-Duhân 44/4. ف۪يهَا يُفْرَقُ كُـلُّ اَمْرٍ حَـك۪يمٍ ayeti ve başka ayetlerde dolaylı olarak geçmektedir.
İman esasları bir bütündür. Biri bir diğeri olmaksızın tam olmadığı gibi her bir esas diğerini ispat eder. “İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdani hakikattir ki tefrik kabul etmez.”Bediüzzaman Said Nursi, Şuâlar (Erişim 14 Temmuz 2024), On Birinci Şua, Meyve Risalesi, Dokuzuncu Mesele, 311. İman esaslarını birbiri içine girmiş halı atkılarına benzetmek mümkündür. İplerin biri çekilmesiyle halının bütün nakışları da sökülür.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İmanı Artırmaya İhtiyaç
İmanı Artırmaya İhtiyaç
İnsanın dünyaya gönderilme sebebi Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanımanın ve onunla rabıta kurmanın en açık alameti de imandır. İman insana kıymet verir ve onu cennete layık bir kıymete yükseltir. İnsanın yaratılışındaki harika sanat eserleri de ancak imanla seyredilir. Bu sebepledir ki imansız insan manevi ve ruhani mefhumlara hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermez.
Dünya hayatı insanı ebedî âlemdeki huzura ve saadet ülkesine hazırlamak için bir basamaktır. Dünya nimetlerini iman penceresinden bakarak değerlendiren insanlar ebedî saadete erecektir. Hadîs-i şerîfte “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyrulmuş ve dünya tarlasına amel tohumlarını saçanların ahirette saadet güllerini derleyecekleri bildirilmiştir.
Şüphesiz ki ebedî saadet nimetini kazanmak için iman olması ve ömrün son nefesine kadar da bu imanın ayakta kalması gerekir. Bu hedef için imana yönelik ve onun varlığına zarar veren tehlikelerden devamlı uzak olmak lazımdır. Çünkü iman güzel amelle beslenir ve farzları yaparak insan kalbinde sağlamlık kazanır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İmanı Artırmaya İhtiyaç

1 yıl önce(last modified 300 gün önce)
İmanı Artırmaya İhtiyaç
İnsanın dünyaya gönderilme sebebi Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanımanın ve onunla rabıta kurmanın en açık alameti de imandır. İman insana kıymet verir ve onu cennete layık bir kıymete yükseltir. İnsanın yaratılışındaki harika sanat eserleri de ancak imanla seyredilir. Bu sebepledir ki imansız insan manevi ve ruhani mefhumlara hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermez.
Dünya hayatı insanı ebedî âlemdeki huzura ve saadet ülkesine hazırlamak için bir basamaktır. Dünya nimetlerini iman penceresinden bakarak değerlendiren insanlar ebedî saadete erecektir. Hadîs-i şerîfte “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyrulmuş ve dünya tarlasına amel tohumlarını saçanların ahirette saadet güllerini derleyecekleri bildirilmiştir.
Şüphesiz ki ebedî saadet nimetini kazanmak için iman olması ve ömrün son nefesine kadar da bu imanın ayakta kalması gerekir. Bu hedef için imana yönelik ve onun varlığına zarar veren tehlikelerden devamlı uzak olmak lazımdır. Çünkü iman güzel amelle beslenir ve farzları yaparak insan kalbinde sağlamlık kazanır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İman İnsanın Meyvesidir
İman İnsanın Meyvesidir
Kâinata dikkatle bakan her aklın ilk soruları şunlardır: “İnsan nedir, nereden gelip nereye gidiyor ve asli vazifeleri nelerdir?”
İnsan bir yolcudur. Yolculuk ruhlar âleminde başladı; çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlık ve olgunluktan sonra kabre; kabirden de haşre kadar devam edecek. Haşirde kendini yaratan zatın huzurundaki hesabıyla birlikte yolculuk ebede kadar sürecek.Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 14 Temmuz 2024), Onuncu Risale, 290.
İnsan başıboş değildir. İnsan ipi boğazına sarılmış, istediği yerde otlayan bir at, bir hayvan gibi olamaz. İnsan üzerinde ilâhî bir tasarruf vardır. Çünkü insanı yaratan zat kâinatı ve insanın ihtiyaçlarını yaratmış ve ona nimetler ihsan etmiştir. Aklı, kalbi, hisleri; kulak, göz ve burun gibi azaları yanında tefekkür kabiliyeti, konuşma melekesi ve düşünme istidadıyla insan harikulade nimetlere sahip kılınmıştır. Ölüp çürümek, toprağa yatıp kalkmamak ya da hayvanlara yem olmak için şunca nimetlerle donatılmak israf olmaz mı? Öyleyse şu kısacık hayattan istenen yeme-içme ve uyumanın dışında başka şeyler olmalıdır. Her şehri en az yüz kere mezara boşaltan ölümün her insandan hayatı yaşamaktan ziyade istediği şeyler vardır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İman İnsanın Meyvesidir

1 yıl önce(last modified 300 gün önce)
İman İnsanın Meyvesidir
Kâinata dikkatle bakan her aklın ilk soruları şunlardır: “İnsan nedir, nereden gelip nereye gidiyor ve asli vazifeleri nelerdir?”
İnsan bir yolcudur. Yolculuk ruhlar âleminde başladı; çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlık ve olgunluktan sonra kabre; kabirden de haşre kadar devam edecek. Haşirde kendini yaratan zatın huzurundaki hesabıyla birlikte yolculuk ebede kadar sürecek.Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nûriye (Erişim 14 Temmuz 2024), Onuncu Risale, 290.
İnsan başıboş değildir. İnsan ipi boğazına sarılmış, istediği yerde otlayan bir at, bir hayvan gibi olamaz. İnsan üzerinde ilâhî bir tasarruf vardır. Çünkü insanı yaratan zat kâinatı ve insanın ihtiyaçlarını yaratmış ve ona nimetler ihsan etmiştir. Aklı, kalbi, hisleri; kulak, göz ve burun gibi azaları yanında tefekkür kabiliyeti, konuşma melekesi ve düşünme istidadıyla insan harikulade nimetlere sahip kılınmıştır. Ölüp çürümek, toprağa yatıp kalkmamak ya da hayvanlara yem olmak için şunca nimetlerle donatılmak israf olmaz mı? Öyleyse şu kısacık hayattan istenen yeme-içme ve uyumanın dışında başka şeyler olmalıdır. Her şehri en az yüz kere mezara boşaltan ölümün her insandan hayatı yaşamaktan ziyade istediği şeyler vardır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İman Emniyet ve Huzurdur
İman Emniyet ve Huzurdur
İnsanda inanma ihtiyacı yaratılıştandır. Hayat ancak imanla istikamet bulur. İnsan mükerrem bir varlık olduğu için daima hakkı ve hakikati arama meyliyle doludur. İnsandaki bütün hisler ve melekeler hayat boyunca böyle bir vazifeyi ifa etme gayreti sarf eder.
İman etmenin insana faydası imanla insanın ebedî hayata hazırlanması ve ilâhî beyanlarda haber verilen ebedî saadeti kazanmasıdır. Çünkü iman insanın cüz’-i ihtiyâriyesini sarf ettikten sonra Allah’ın kulunun kalbine verdiği bir nur olarak kişinin vicdanını ışıklandırır. İmanın kalbe yerleşmesi insanın manevi hayatını aydınlığa taşır. Kâinatın yaratıcısı olan Allah’a imanla insan tabiat ve diğer varlıklarla da farklı bir ünsiyet (sıcaklık ve tanışma) sürecine girer. Hatta tabiattaki bela ve musibetlerin yaratıcının elinde oluşu insanı rahatlatır ve onun izni olmadan onlardan zarar görmeyeceği düşüncesi yerleşir. Bu duygu kötülüklere karşı insanda mukavemet geliştirir. Çünkü yalnız ve kimsesiz değildir. Bu durum imanın -mecazen- ezelî bir güneş olan Allah’tan gelen bir nur/ışın olmasındandır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 14 Temmuz 2024), Bakara Suresi, 3. Ayetin Tefsiri, 69-70.
İman, sahibini kâinatı yaratan Allah’a bağlar. Çünkü iman bir nurani rabıtadır. Kâinat sahibine iman rabıtasıyla bağlanan insan ölümden, kabirden ve akıp giden zamanın insan ömrünü tüketmesinden korkar mı? Çevresini kuşatan ve dizginleri kâinatın sahibi olan zatın elinde bulunan eşyadan ürperir mi? İmanlı insan gökyüzündeki bir seyyare (gezegen) yerinden kopup dünyamıza doğru gelse bundan ürkmez, “Rabbimin harika bir tasarrufudur.” diyerek seyreder. Çünkü iman, sahibine emniyet verir. Hadiseler karşısında insanın kendini emniyette hissetmesine vesile olur.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İman Emniyet ve Huzurdur

1 yıl önce(last modified 1 yıl önce)
İman Emniyet ve Huzurdur
İnsanda inanma ihtiyacı yaratılıştandır. Hayat ancak imanla istikamet bulur. İnsan mükerrem bir varlık olduğu için daima hakkı ve hakikati arama meyliyle doludur. İnsandaki bütün hisler ve melekeler hayat boyunca böyle bir vazifeyi ifa etme gayreti sarf eder.
İman etmenin insana faydası imanla insanın ebedî hayata hazırlanması ve ilâhî beyanlarda haber verilen ebedî saadeti kazanmasıdır. Çünkü iman insanın cüz’-i ihtiyâriyesini sarf ettikten sonra Allah’ın kulunun kalbine verdiği bir nur olarak kişinin vicdanını ışıklandırır. İmanın kalbe yerleşmesi insanın manevi hayatını aydınlığa taşır. Kâinatın yaratıcısı olan Allah’a imanla insan tabiat ve diğer varlıklarla da farklı bir ünsiyet (sıcaklık ve tanışma) sürecine girer. Hatta tabiattaki bela ve musibetlerin yaratıcının elinde oluşu insanı rahatlatır ve onun izni olmadan onlardan zarar görmeyeceği düşüncesi yerleşir. Bu duygu kötülüklere karşı insanda mukavemet geliştirir. Çünkü yalnız ve kimsesiz değildir. Bu durum imanın -mecazen- ezelî bir güneş olan Allah’tan gelen bir nur/ışın olmasındandır.Bediüzzaman Said Nursi, İşârâtü’l-İ’câz (Erişim 14 Temmuz 2024), Bakara Suresi, 3. Ayetin Tefsiri, 69-70.
İman, sahibini kâinatı yaratan Allah’a bağlar. Çünkü iman bir nurani rabıtadır. Kâinat sahibine iman rabıtasıyla bağlanan insan ölümden, kabirden ve akıp giden zamanın insan ömrünü tüketmesinden korkar mı? Çevresini kuşatan ve dizginleri kâinatın sahibi olan zatın elinde bulunan eşyadan ürperir mi? İmanlı insan gökyüzündeki bir seyyare (gezegen) yerinden kopup dünyamıza doğru gelse bundan ürkmez, “Rabbimin harika bir tasarrufudur.” diyerek seyreder. Çünkü iman, sahibine emniyet verir. Hadiseler karşısında insanın kendini emniyette hissetmesine vesile olur.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.