Günah, Korku ve Ümit Dengesi
İslâmî hayatta Müslümanın dikkat etmesi gereken bir mesele havf-reca (korku-ümit) dengesidir. Müslüman; Allah’ın azabından, ikap ve kahrından korkan; onun merhamet, mağfiret, lütuf ve ihsanlarını da hatırından çıkarmayan insandır. İmam Gazâlî “Bir kulun Allah’tan mağfiret ümidi tarla sahibinin mahsul ümidi gibi olmalıdır.” der.Hüccetü’l-İslâm Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî et-Tûsî Ebû Hâmid el-Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn (Beyrut: Dârü’l-Ma’rife), 4/143.
Mahsul almak için gerekli şartları hazırlayan insan ümitlidir. Susuz ve çorak bir araziye tohum ekip ara sıra yağan yağmur sağanaklarından ümit beklemek de faydasızdır. İman tohumu da devamlı şekilde itaat suyuyla beslenmeli ve kalp kötü huylardan temizlenmeli ki insan Allah’ın merhametini ümit etsin.
Bir ayette “Allah’tan ancak kulları içinden alim olanlar korkarlar.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 8 Eylül 2024), Fâtır 35/28. اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا buyrulur. İnsanın muhasebe, murakabe ve mücahadesinin kuvveti kalbinin cehennemin elem ve ateşi hakkındaki korkunun kuvveti nispetindedir. Korku da Allah’ın Celâl ve Kahhâr gibi sıfatlarını bilme derecesiyle ilgilidir. Yani ilim insanda korkuyu netice vermelidir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Basiretin Sânii Fark Etmesi
Cenâb-ı Hak bu dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. İnsanlar öncelikle Allah’ı tanıma noktasında imtihan ediliyor. Rabbimiz bir kutsi hadiste açıklandığı gibi mahlukatı kendine bir ayine olması için yaratmıştır.Nursi, İşârâtü’l-İ’câz, Fâtiha Suresi, 38. Bizler mahlukat ayinesinde Allah’ın varlık, büyüklük ve isimlerini okumaktayız.
Bir Arap şairinin ifadesiyle “Her şeyde Allah’ın vahdaniyetine delalet eden bir ayet vardır.” Canlı-cansız, görünen-görünmeyen, farkına varıp varmadığımız mevcudat Allah’ı bize anlatan ve ona işaret eden alâmetlerdir. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve bunu idrak edebilmemiz bile Allah’ı ispat eder. Fakat insan alışkanlıklar perdesi altına gizlenerek çoğu zaman Allah’ın kudret eserlerini görmekten mahrum kalır. Gaflet nazarıyla âleme baktığı zaman bu ayetlerin üzerindeki manaları okuyamaz.
Arı gibi zehirli bir böcek eliyle en şifalı balı bize yedirmek ve ipek böceği gibi elsiz bir mahluk eliyle insanlara ipek gibi latif bir elbiseyi giydirmek Allah’ın varlık delili sayılmaz mı? Hele gözler önündeki yumurta fabrikaları olan şirin varlıklar tavuklar ve süt fabrikaları gibi olan mübarek hayvan ve ineklere ne demeli? Birisi çer çöp arasından, diğeri de karmakarışık otlardan bize en mugaddi (besleyici) gıda maddelerini hediye ediyorlar.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İhlasla Vermenin Ölçüsü
Ameller niyetlere göre değer kazanır. Dünyadaki eylemler ahirette niyetlere göre meyve verecek ve herkes niyet ettiğini bulacaktır. Güzel bir niyetle gayet basit işler sahibi için kurtuluşa vesile olabildiği gibi insana göre kıymetsiz görülen bir hal ve tavır da Allah’ın şiddetli azabına sebep teşkil edebilir.
Bu sırrı dikkate veren şu ifadeler niyetin ehemmiyetini gösterir: “Niyette öyle bir hasiyet (özellik) vardır ki seyyiâtı (günahları) hasenâta (iyiliklere) ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder (dönüştürür).”Nursi, Mesnevî-i Nûriye, Katre, Hatime, Dördüncü Hakikat, 96.
Bize göre imrenilecek göz kamaştıran birçok işler belki Allah’ın rızasından çok uzaktadır. Görünüşü hasenat da olsa içinde seyyieler, kötü niyetler, haset, kin, gurur ve kibir gibi hastalıklar onu çürütmüş olabilir. Bunların tek istisnası vardır: Niyetin ruhu olan ihlasın her şeye hâkim olması.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
İman Emniyet ve Huzurdur
İnsanda inanma ihtiyacı yaratılıştandır. Hayat ancak imanla istikamet bulur. İnsan mükerrem bir varlık olduğu için daima hakkı ve hakikati arama meyliyle doludur. İnsandaki bütün hisler ve melekeler hayat boyunca böyle bir vazifeyi ifa etme gayreti sarf eder.
İman etmenin insana faydası imanla insanın ebedî hayata hazırlanması ve ilâhî beyanlarda haber verilen ebedî saadeti kazanmasıdır. Çünkü iman insanın cüz’-i ihtiyâriyesini sarf ettikten sonra Allah’ın kulunun kalbine verdiği bir nur olarak kişinin vicdanını ışıklandırır. İmanın kalbe yerleşmesi insanın manevi hayatını aydınlığa taşır. Kâinatın yaratıcısı olan Allah’a imanla insan tabiat ve diğer varlıklarla da farklı bir ünsiyet (sıcaklık ve tanışma) sürecine girer. Hatta tabiattaki bela ve musibetlerin yaratıcının elinde oluşu insanı rahatlatır ve onun izni olmadan onlardan zarar görmeyeceği düşüncesi yerleşir. Bu duygu kötülüklere karşı insanda mukavemet geliştirir. Çünkü yalnız ve kimsesiz değildir. Bu durum imanın -mecazen- ezelî bir güneş olan Allah’tan gelen bir nur/ışın olmasındandır.Nursi, İşârâtü’l-İ’câz, Bakara Suresi, 3. Ayetin Tefsiri, 69-70.
İman, sahibini kâinatı yaratan Allah’a bağlar. Çünkü iman bir nurani rabıtadır. Kâinat sahibine iman rabıtasıyla bağlanan insan ölümden, kabirden ve akıp giden zamanın insan ömrünü tüketmesinden korkar mı? Çevresini kuşatan ve dizginleri kâinatın sahibi olan zatın elinde bulunan eşyadan ürperir mi? İmanlı insan gökyüzündeki bir seyyare (gezegen) yerinden kopup dünyamıza doğru gelse bundan ürkmez, “Rabbimin harika bir tasarrufudur.” diyerek seyreder. Çünkü iman, sahibine emniyet verir. Hadiseler karşısında insanın kendini emniyette hissetmesine vesile olur.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Mütebahhir | 43 gün önce |
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 46 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |