Günah Kime Karşı?
Müslüman için günah-sevap mefhumunu değerlendirmede ölçü ne olmalıdır? Allah’ın afv ve merhametinin genişliği günahlar hakkında nasıl ele alınması gerekir? Bir tarafta kul olarak işlenen günahlar diğer yanda Kur’ân ve Sünnette yer alan bir gerçek. Bazı alimler bir Müslümanın günahlarını üzerine yıkılmakta olan bir dağ gibi görmesi gerektiğini söyler. Bu duyarlılığı gösterenler içinde nifak hastalığı olanların da günahları burnu üzerindeki sinek kadar hafif ve ehemmiyetsiz gördüğünü ifade ederler. Tabii ki ikinci gruptaki bir hale maruz kalmaktan Allah’a sığınmalıyız.
Hz. Ebû Bekir (r.a) “Günahın büyüklük ve küçüklüğü değil, kime karşı işlenmiş olduğu mühimdir.” demiştir. Şu yüksek ruh halinden her birimizin hissesi olabilir. Çünkü bir şey tamamıyla elde edilmezse tamamen de terk edilmez.
Günah-sevap meselelerinde murakabe sahibi olduğumuz kendimizi muhasebeye çektiğimiz nispette imanın hazzına varırız. “Nasıl olsa namaz kılıyorum, Allah günahlarımı affeder.” demek tehlikelidir. Böyle bir tavır Müslümanda bir müddet sonra vurdumduymazlık yapar. Bu da İslâmî hayatı aşındırır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Hangi Tevekkül Doğru?
Kur’ân insanın dünyevi ve uhrevi hayatını birlikte düzenler. İlâhî kitaplar Allah’ın kullarından razı olacağı emirleri bildirirken insanların maddi hayatını da fıtri bir seyir altına alır. Bu cümleden olarak Kur’ân’ımızda hem ruhi hem fizikî hem de beşerî bütün ihtiyaçlarımıza cevap verecek dertlere deva, gönüllere şifa reçeteler bulunmaktadır. Fakat bunlardan bir kısmı inceleme ile bir kısmı da insanın Allah ile ilişkisi sayesinde hissedilir, anlaşılır.
Yanlış anlaşılan mefhumlardan birisi de tevekküldür. Müslümanlar “Bir lokma, bir hırka.” deyip uzlete çekilmiş insanlar mıdır? Yoksa “Dünya ahiretin tarlasıdır.” diyerek dünyevi nimetlerden hissesini unutmayan basiretli kimseler mi? Elbette ikincisi olmak durumundadır. Fakat yıllardır mütedeyyin insanları maddi imkânlardan mahrum etmek isteyen gizli bazıları bu zehirli anlayışı haksız şekilde Müslümanlara mal etme gayreti içinde olmuştur. Pek az da olsa hâlâ bugün Kur’ân’a ters olan şu mantığa sahip kimseler bulunabilir.
Kur’ân bize tevekkülü emrediyor. Çünkü tevekkül edebilmek imanın bir derecesidir. Hadislerde tevekkül edip Allah’a dayanan insanların faziletlerinden bahsedilir. Gerçek de o ki tevekkül etmek bir vazife ve imandan bir parçadır. Fakat tevekkülü doğru ve isabetli tatbik etmek gerektir.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Mütebahhir | 43 gün önce |
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 46 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |