Amel-İbadet Dengesi-2
Sahih hadis kaynaklarının hemen hepsinin başında zikrettikleri bir hadîs-i şerîf vardır: “Ameller niyetlere göredir. Kişi neye niyet etmişse eline geçecek olan da odur.”Ebû Abdullâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm b. el-Mugîre el-Buhârî , Sahîhu’l-Buhârî, thk. Mustafâ Dîb el-Bugâ (Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1414/1993), Îmân, 39 (No. 54). Dinimiz niyeti amellerde esas ve bir temel kabul etmektedir. Amele ve fiile teşebbüs edilmeden bile sadece niyet sevap vesilesi olurken niyetsiz amel için böyle bir şey yoktur.
Bir önceki yazıda güzel amellerde kemiyet (sayı çokluğu) ve keyfiyeti (niteliği) ele almıştık. Hadis kaynaklarında müminlerin güzel bir niyetle gerçekleştiremedikleri birçok hayrın sevabından hissedar olacağı ifade edilir. Cenâb-ı Hak kulun halis niyetini hiçbir zaman zayi etmez. Halis bir niyetle birçok güzel hizmetlere niyet eden veya gerçekleştirmeyi tasarlayıp da imkân bulamayan insan bunlardan hisse alır. Çünkü Allah’ın insana bir vergisi olan kalbi, aklı ve şuurunu hayırlı işler için kullanmak da güzel bir harekettir.
Sahabiler Resulullah’ın (s.a.v.) huzurunda oldukları zaman tamamen uhrevi bir heyecana bürünürken çıkınca aynı hali muhafaza edemiyordu. Bu endişelerini dile getirdiklerinde Resulullah (s.a.v.) onlara “Her anınız böyle olsa melekler sizinle sohbet eder.” diyerek bunun mümkün olmadığına işaret etmişti. Uhrevi hizmet ve ibadetlerde hırs göstermek güzel olmakla birlikte bunun her an devamı mümkün değildir. Çünkü insan nefsin, şeytanın ve çevrenin devamlı tesiri altındadır. Esas olan amellerin istikamet üzere olmasıdır.
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Tevekkül ve Ruh Sağlığı
Tıp otoriteleri, sosyolog ve psikiyatr uzmanları insan sağlığında moralin ve ruh halinin önemine dikkat çeker. Ruh sağlığımız ile bedeni hastalıklar arasında yakın irtibat olduğu yaşanan bir gerçektir. Bu mevzuda dünyanın muhtelif araştırma kuruluşları tarafından ilmi etütler yapılmış ve ruh-beden ikilisinin bedeni ve maddi sağlığa etkide bulunduğu genel olarak kabul edilmiştir.
İnancımızda tevekkül gibi mühim bir hazine vardır. Anlamı Allah’a inanan ve işini bütün sebeplere ulaşıp uyguladıktan sonra kendine düşeni yapıp işin görünmez bağlantılarını Allah’a havale etmek ve neticeyi ondan beklemektir. Bu hakikat modern ilmin henüz varmadığı yüksek bir sağlık kaynağıdır.
Kur’ân’da insanı tevekküle Allah’a teslim olmaya çağıran ayetler sık sık geçmekte ve tevekkül hakikatinin insanda yerleşmesi hedef alınmaktadır. Bu ayetlerden bir kısmının meallerini almak istiyoruz: “De ki: ‘Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü o; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’”ez-Zümer 39/53. قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعاً اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ
… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
| # | Kullanıcı | Tarih |
|---|---|---|
| Mütebahhir | 43 gün önce |
| Doç. Dr. Veysel KASAR | 46 gün önce |
| Muhammet Suphi KILIÇ | 1 yıl önce |