Senkronize edildi.

Doç. Dr. Veysel KASAR Yaşama Hakkı ve İnsan Zulmü

Yaşama Hakkı ve İnsan Zulmü

İnsan için en aziz şey yaşama hakkıdır. Yaşama hakkına sahip olmayan diğer haklardan da mahrum olur. Hayatı emniyet içinde olmayan insan diğer vazife ve haklarını da yerine getiremez. İslâm insanın en tabii hakkı olan yaşama hakkını hukukun teminatı altına almıştır. Fertlerin yaşama hakkını garantilemek üzere de bazı tedbirler vardır.

Manevi müeyyidelerden olmak üzere adam öldürmek en büyük günahlardan sayılmıştır. Kur’ân “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 7 Eylül 2024), el-İsrâ 17/33. وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ buyurur. Hz. Peygamber (s.a.v.) Veda hutbesinde “Bugün ve bu ayın ve bu beldenin nasıl dokunulmazlığı varsa kanlarınızın ve mallarınızın da aynı şekilde dokunulmazlığı vardır.” buyurmuştur.Ebû Abdullâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm b. el-Mugîre el-Buhârî , Sahîhu’l-Buhârî, thk. Mustafâ Dîb el-Bugâ (Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1414/1993), Hudûd, 9 (No. 6403). Kâbe ve Hac mevsiminin kutsiyeti olduğu gibi insan kanının ve malının da kutsi bir değeri olduğuna dikkat çekmiştir.

Kur’ân nazarında cinayet ve katil en büyük günahlardan olduğu için bir masumu öldüren kişi binlerce insanı öldürebilecek şekilde tasvir edilir. Mâide Suresi’nde insanın nihayetsiz zulüm işleme kabiliyeti şu ifadeyle anlatılır: “Kim bir insanı bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse o, sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birinin (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.”el-Mâide 5/32. مَنْ قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاً وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاً

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Yaşama Hakkı ve İnsan Zulmü
Yaşama Hakkı ve İnsan Zulmü
(last modified 294 gün önce)
Yaşama Hakkı ve İnsan Zulmü İnsan için en aziz şey yaşama hakkıdır. Yaşama hakkına sahip olmayan diğer haklardan da mahrum olur. Hayatı emniyet içinde olmayan insan diğer vazife ve haklarını da yerine getiremez. İslâm insanın en tabii hakkı olan yaşama hakkını hukukun teminatı altına almıştır. Fertlerin yaşama hakkını garantilemek üzere de bazı tedbirler vardır. Manevi müeyyidelerden olmak üzere adam öldürmek en büyük günahlardan sayılmıştır. Kur’ân “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın.”Diyanet İşleri Başkanlığı (Erişim 7 Eylül 2024), el-İsrâ 17/33. وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ buyurur. Hz. Peygamber (s.a.v.) Veda hutbesinde “Bugün ve bu ayın ve bu beldenin nasıl dokunulmazlığı varsa kanlarınızın ve mallarınızın da aynı şekilde dokunulmazlığı vardır.” buyurmuştur.Ebû Abdullâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm b. el-Mugîre el-Buhârî , Sahîhu’l-Buhârî, thk. Mustafâ Dîb el-Bugâ (Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1414/1993), Hudûd, 9 (No. 6403). Kâbe ve Hac mevsiminin kutsiyeti olduğu gibi insan kanının ve malının da kutsi bir değeri olduğuna dikkat çekmiştir. Kur’ân nazarında cinayet ve katil en büyük günahlardan olduğu için bir masumu öldüren kişi binlerce insanı öldürebilecek şekilde tasvir edilir. Mâide Suresi’nde insanın nihayetsiz zulüm işleme kabiliyeti şu ifadeyle anlatılır: “Kim bir insanı bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse o, sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birinin (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.”el-Mâide 5/32. مَنْ قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاً وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاً … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Sabah Bir Haşirdir

Sabah Bir Haşirdir

Hayat sabahla başlar. Sabah yeniliktir, aktivitedir, canlılıktır; bezginlikten ve uyuşukluktan kurtulma ve her işe canla başla tekrar sarılma zamanıdır. Berekettir, bolluktur, hayırdır sabah. Çünkü seherde melekler yer yüzündedir. Namaz kılan, rızık peşinde koşan ibâdet ü tâat üzere olanlara dua ederler.

Sabahın en mühim yanı günün başlangıcı olmasıdır. Vakitlere ayrılarak farz kılınmış olan namaz sabahla başlar. Beş vakit namazın en kısası sabah namazıdır. Fakat sabah namazıyla ilgili şiddetli ikazlar yer almıştır. Hatta hadiste Allah’ı görme nimeti anlatılırken sabah namazıyla irtibatlandırılmış ve müminler “Siz Rabbinizi görmekte zorluk çekmeyeceksiniz. Eğer sabah ve ikindi namazını kaçırmamak elinizde ise hemen bunları kılmaya çalışınız.”Buhârî, Sahîhu’l-Buhârî, Mevâkîtu’s-Salât, 15 (No. 529). şeklinde ikaz edilmiştir.

Rabbimiz Kur’ân’da yıldızlara, geceye ve sabaha yemin etmektedir. Sabahla ilgili de “Ant olsun ağardığı zaman sabaha ki…”et-Tekvîr 81/18. وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَ denilerek sabahın ağarması ve aydınlığı “teneffese (nefes almak)” kelimesiyle ifade edilmiştir. “Tenefesse” sabahın ağarması ve şafağın sökmesi manasındadır. Çünkü gecenin zulmetinden insanlara arız olan gam, keder ve hüzün sabah vaktinin ziyası ve latif rüzgârıyla zail olur (yok olup gider). Böylece nefesi daralmış insanın geniş bir nefes almasına işaretle sabahın ağarması “teneffese” kelimesiyle ifade edilmiştir.

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Sabah Bir Haşirdir
Sabah Bir Haşirdir
(last modified 294 gün önce)
Sabah Bir Haşirdir Hayat sabahla başlar. Sabah yeniliktir, aktivitedir, canlılıktır; bezginlikten ve uyuşukluktan kurtulma ve her işe canla başla tekrar sarılma zamanıdır. Berekettir, bolluktur, hayırdır sabah. Çünkü seherde melekler yer yüzündedir. Namaz kılan, rızık peşinde koşan ibâdet ü tâat üzere olanlara dua ederler. Sabahın en mühim yanı günün başlangıcı olmasıdır. Vakitlere ayrılarak farz kılınmış olan namaz sabahla başlar. Beş vakit namazın en kısası sabah namazıdır. Fakat sabah namazıyla ilgili şiddetli ikazlar yer almıştır. Hatta hadiste Allah’ı görme nimeti anlatılırken sabah namazıyla irtibatlandırılmış ve müminler “Siz Rabbinizi görmekte zorluk çekmeyeceksiniz. Eğer sabah ve ikindi namazını kaçırmamak elinizde ise hemen bunları kılmaya çalışınız.”Buhârî, Sahîhu’l-Buhârî, Mevâkîtu’s-Salât, 15 (No. 529). şeklinde ikaz edilmiştir. Rabbimiz Kur’ân’da yıldızlara, geceye ve sabaha yemin etmektedir. Sabahla ilgili de “Ant olsun ağardığı zaman sabaha ki…”et-Tekvîr 81/18. وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَ denilerek sabahın ağarması ve aydınlığı “teneffese (nefes almak)” kelimesiyle ifade edilmiştir. “Tenefesse” sabahın ağarması ve şafağın sökmesi manasındadır. Çünkü gecenin zulmetinden insanlara arız olan gam, keder ve hüzün sabah vaktinin ziyası ve latif rüzgârıyla zail olur (yok olup gider). Böylece nefesi daralmış insanın geniş bir nefes almasına işaretle sabahın ağarması “teneffese” kelimesiyle ifade edilmiştir. … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.
Doç. Dr. Veysel KASAR Duada Tereddüt Edilmemeli

Duada Tereddüt Edilmemeli

İnsan yaratılışı icabı acelecidir. His ve hevesleri istikbali görmekten mahrumdur. Hazır bir lokma yemeğin lezzetini düşünür de istikbalde başına indirilecek bir top güllesinin elemini hayal etmek istemez. Menfaatlerine düşkünlük de insanın fıtri ve tabii bir halidir. Bu sebeple insanlar duada kimi zaman kendi hayrına ve şerrine olmak noktasını dikkate almadan Allah’tan birçok isteklerde bulunur. Kur’ân’da Allah bu insanların yapısını anlatırken şöyle buyurur: “İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.”el-İsrâ 17/11. وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً

İnsan başına gelen çeşitli sıkıntı ve musibetlerden dolayı acele edip hemen beddua ediverir yahut neticesi kendi aleyhine olacak şeyler için de dua eder. Şayet Cenâb-ı Hak böyle duaları hemen kabul edecek olsaydı bu durum insanın aleyhine olurdu. İnsan böyle durumlarda Allah’ın her duayı hemen kabul etmemesindeki rahmeti görmeli ve dua gibi kuvvetli ve tesirli bir silahı kendi aleyhine kullanmaktan kaçınmalıdır. Çünkü: “Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.”Ebu Muhammed Zekiyüddîn Abdülazîm b. Abdülkavî b. Abdullâh el-Münzirî Abdülazîm el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, thk. İbrâhîm Şemsüddîn (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1417/1996-1997), 2/315.

İnsanın şer için dua etmesini anlatan bir hadîs-i şerîfte de Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Kendi aleyhinizde evladınız, hizmetçileriniz ve mallarınız aleyhine beddua etmeyiniz. Duaların kabul edildiği vakte denk gelir de bedduanız kabul olur.”Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh, Zühd, 74 (No. 3009).

… Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

Duada Tereddüt Edilmemeli
Duada Tereddüt Edilmemeli
(last modified 294 gün önce)
Duada Tereddüt Edilmemeli İnsan yaratılışı icabı acelecidir. His ve hevesleri istikbali görmekten mahrumdur. Hazır bir lokma yemeğin lezzetini düşünür de istikbalde başına indirilecek bir top güllesinin elemini hayal etmek istemez. Menfaatlerine düşkünlük de insanın fıtri ve tabii bir halidir. Bu sebeple insanlar duada kimi zaman kendi hayrına ve şerrine olmak noktasını dikkate almadan Allah’tan birçok isteklerde bulunur. Kur’ân’da Allah bu insanların yapısını anlatırken şöyle buyurur: “İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.”el-İsrâ 17/11. وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً İnsan başına gelen çeşitli sıkıntı ve musibetlerden dolayı acele edip hemen beddua ediverir yahut neticesi kendi aleyhine olacak şeyler için de dua eder. Şayet Cenâb-ı Hak böyle duaları hemen kabul edecek olsaydı bu durum insanın aleyhine olurdu. İnsan böyle durumlarda Allah’ın her duayı hemen kabul etmemesindeki rahmeti görmeli ve dua gibi kuvvetli ve tesirli bir silahı kendi aleyhine kullanmaktan kaçınmalıdır. Çünkü: “Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.”Ebu Muhammed Zekiyüddîn Abdülazîm b. Abdülkavî b. Abdullâh el-Münzirî Abdülazîm el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, thk. İbrâhîm Şemsüddîn (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1417/1996-1997), 2/315. İnsanın şer için dua etmesini anlatan bir hadîs-i şerîfte de Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Kendi aleyhinizde evladınız, hizmetçileriniz ve mallarınız aleyhine beddua etmeyiniz. Duaların kabul edildiği vakte denk gelir de bedduanız kabul olur.”Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh, Zühd, 74 (No. 3009). … Bu içerik bir kitaba ait olduğundan dolayı tamamıyla görüntülenmeye açık değildir. Kitabı satın almak için tıklayınız.

İçerik bulunamadı.

Arama
Son Görülenler
#KullanıcıTarih
Mütebahhir Mütebahhir43 gün önce
Doç. Dr. Veysel KASAR Doç. Dr. Veysel KASAR46 gün önce
Muhammet Suphi KILIÇ Muhammet Suphi KILIÇ1 yıl önce